14 Şubat 2016 Pazar

Yeni Doğan Beslenmesinde Kafeinin Zararları

Yeni doğum yapmış ve bebek emziren annelerin çok miktarda kafein tüketmesi anne sütünün yararlarını yok edebilmektedir. Aşırı kafein tüketimi bebeklerde reflü oluşmasına yol açabilmektedir.


Anne sütünün yeni doğan bebekler için ne kadar mucizevi özelliklere sahip olduğu tüm uzmanlarca sürekli olarak üzerinde durulan bir konudur. Anne sütü içeriği sayesinde bebeklerin bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Fakat bazen bilinçsizce tüketilen kafein ve annenin dengeli bir biçimde beslenmemesi anne sütünün olumlu etkilerini ortadan kaldırabilmektedir.


Kafein tüketimini azaltmak için sadece kahve içmeye son vermek yeterli değildir. Bunun yanı sıra çikolata ve kakaolu gıdalardan da uzak durmak gerekmektedir. Kafeinin bebekleri olumsuz etkilemesinin sebebi ise bebeklerin 2 yaşına kadar mide başlarının gevşek olması ve kafeinin de mide başını gevşetici ve midede asit salgısını arttırıcı özelliklere sahip olmasıdır. Eğer anne fazla miktarda kafein tüketiyorsa bebeği de olumsuz olarak etkilenmektedir. Bebeklerde reflü ve başka hastalıklar kafein tüketimine bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir.


Birçok anne sütünü arttırmak için tatlı tüketmesi gerektiğini düşünmekte ve bol miktarda çikolata yemektedir. Ancak bu davranış bebeğin sağlığını olumsuz olarak etkilemektedir. Süt üretiminizi arttırmak istiyorsanız bol miktarda su tüketmek en iyi çözümdür. Kahve ve kakaolu gıdalar bebeğinizin sağlığını tehdit eden gıdalardır.


Uyku düzeninize dikkat ederek, dengeli beslenerek ve bol su tüketerek bebeğinizin ihtiyacı olan anne sütünü rahatlıkla sağlayabilirsiniz.



Yeni Doğan Beslenmesinde Kafeinin Zararları

13 Şubat 2016 Cumartesi

Meyveli Pirinç Lapası

Hiç şüphe yok ki tüm anneler bebeklerinin en iyi şekilde beslenmesini ve sağlıklı bir şekilde gelişmesini arzu ederler. Bebeklerin ilk altı ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesi yeterliyken bundan sonraki dönemlerde ise ek gıdalara geçilmesi gerekmektedir. Sizde meyveli pirinç lapası tarifimizi uygulayarak bebeğiniz için son derece sağlıklı bir yemek hazırlayabilirsiniz.


Gerekli Malzemeler:


Yarım çay bardağı pirinç


2 adet kayısı


Yarım elma


1 su bardağı su


1 yemek kaşığı yoğurt


Hazırlanışı:


Öncelikle pirinci güzelce yıkayıp sonrasında haşlayın. Pirinç yumuşadığı zaman ateşten alarak soğumasını bekleyin. Bu esnada elma ve kayısıyı rendeleyip soğumuş pirincin içine katın. 1 yemek kaşığı yoğurdu da ilave edip iyice karıştırın. Bebeğiniz için farklı ve sağlıklı bir yemek hazırlamış oldunuz.


Hazırladığınız meyveli pirinç lapasının içinde bulunan pirinç sayesinde bebeğiniz ihtiyacı olan karbonhidrat, kalsiyum, protein, B1 ve B2 vitamini ihtiyaçlarını karşılayacaktır. Pirincin içinde ayrıca demir ve fosforda bulunmaktadır. Gluten içermediği için çölyak hastaları tarafından da sıklıkla tüketilen pirinç aynı zamanda alerjik olmayışıyla da favori bir besin kaynağı haline gelmektedir.


Meyveli pirinç lapasının içinde bulunan kayısı sayesinde ise kabızlık giderilebilmektedir. Yoğun bir şekilde besin lifi içeren kayısı bebeğiniz için ekstra yarar sağlayacaktır.


Bebeğiniz için farklı ve sağlıklı ek gıda menüsü hazırlayarak onun gelişimini en iyi şekilde tamamlamasını sağlamak tamamen size bağlı.



Meyveli Pirinç Lapası

11 Şubat 2016 Perşembe

Aşerme Sebepleri Nelerdir

Aşerme Sebepleri Nelerdir?


Hamile kadınlarda en çok görülen ve sıkıntı veren sorunların başında aşerme gelmektedir. Bu sorun hamile kadınların yaklaşık %85’inde görülmektedir. Hamilelikten kaynaklanan hormonal değişikliklerin tat ve koku üzerinde etkileri olduğu düşünülmektedir. Ancak hamilelik her kadının vücudunda çeşitli değişikliler yapmakla birlikte aşerme her kadında farklı gerçekleşebilmektedir. Bu nedenle aşerme sebepleri net olarak henüz bilinmemektedir. Aşerme genellikle gebeliğin ilk 3-4 ayında meydana gelmektedir. Eğer ilerleyen aylarda oluyorsa psikolojik sebeplere bağlı olduğu değerlendirilmektedir.


Anne ile bebeği arasındaki bağ olan plasentadan östrojen hormonu salgılanmakta ve bu hormon koku alma duyusunda artışa sebep olmaktadır. Koku almadaki bu hassasiyet pek çok kadında belli yemeklere karşı tiksinti geliştirebilmektedir. Aşerme, anne adayını vücuduna zararlı olabilecek maddelere karşı korumaktadır.


Aşerme vücudun hangi yiyeceklere ihtiyacı olduğunu gösteren bir işaret olarak da kabul edilebilir. Eğer mümkünse aşerilen yiyecek, mümkün değilse benzeri bir yiyecek mutlaka tüketilmelidir. Düzenli olarak kahvaltı etmek aşerme üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Kahvaltı etmemeniz halinde aşermeniz kötüye gidebilir. Dikkat etmeniz gereken bir diğer önemli konu ise düzenli olarak egzersiz yapmaktır.


Kadınlar En Çok Neye Aşerer?


Yapılan araştırmalar kadınların en fazla tatlı yiyeceklere aşerdiğini göstermektedir. Tatlılara aşerme oranı %40 civarındadır. %33 civarında kadın ise tuzlu krakere aşermektedir. Baharatlı yiyeceklere aşerenler %17 civarında bulunmaktadır. Bunun peşi sıra ise yeşil elma ve turunçgiller gibi ekşi yiyecekler yer almaktadır.



Aşerme Sebepleri Nelerdir

Epidural Doğum Ne Demek

Epidural doğum kadınların sıklıkla tercih ettiği doğum yöntemleri arasında yer alıyor. Peki bu yöntemin avantajları ve dezavantajları nelerdir? İşte cevabı:


-Epidural anestezinin uygulanması için anne adayının öne doğru eğilmesi ya da yan tarafına uzanıyor olması gerekmektedir. Bu esnada beldeki omurlar arasına boş bir iğne yerleştirilir ve iğnenin ortasından ince bir tüp geçirilir. Daha sonra iğne geri çekilir ve bu tüp kanalıyla ilaçlar verilerek vücudun alt kısmı uyuşturulur. Bu anestezi %90 oranında başarılı olmakla birlikte bazı kadınlarda nadiren de olsa işe yaramayabilmektedir. Eğer uyuşma meydana gelmediyse yeniden ilaç enjekte edilebilir.


-Epidural anestezi uygulanması şiddetli baş ağrısına, titreyeme, uyuşmaya ve tansiyonda ani düşmelere yol açabilmektedir. Bu nedenle epidural anestezi alan hastalar çok yakından takip edilmelidir.


-Vücudun alt kısmı tamamen uyuştuğundan normal doğum ihtimali düşmekte ve sezaryen ihtimali artmaktadır. Ayrıca anestezinin sancıları yavaşlatması sebebiyle doğum daha uzun zaman alabilmektedir. Epidural anestezinin zamanlaması büyük önem taşımaktadır.


-Birçok kadının epidural anestezi ile ilgili merak ettikleri konulardan biride anestezi uygulandıktan sonra yürüyüp yürüyemeyecekleridir. Anestezi uygulandıktan sonra bacaklar hareket ettirilebilse bile yürümek mümkün değildir. Ayrıca idrar kesesinin de dolup dolmadığı hissedilemediğinden sonda takılması gerekmektedir.


-Epidural anestezi her kadına uygulanması tavsiye edilen bir yöntem değildir. Doğumun bulunduğu aşamaya göre doktor epidural anestezi uygulamasının uygun olup olmadığına karar verecektir.



Epidural Doğum Ne Demek

10 Şubat 2016 Çarşamba

Sezeryan Doğum Mu Normal Doğum Mu?

Kadınların doğum yapmaktan korkmaları sezaryen oranının giderek artmasına yol açmaktadır. Ülkemizde sezaryen oranı %50’ye ulaşmış durumdadır. Bu oranın artmasındaki bir diğer önemli etken ise sezaryenin hem anne hem de bebek için daha güvenli olduğunun düşünülmesidir. Ancak yapılan araştırmalar normal doğumun sezaryene göre olan üstünlüklerini gözler önüne sermektedir.


Sezaryen ile doğum yapan annelerin sütlerinin oksitosin hormonunun yeterince salgılanmaması sebebiyle daha az olduğu ve kalitesinin düştüğü bilinmektedir. Ayrıca sezaryen için anestezi uygulandığından kullanılan ilaçlarda da hem bebeğe hem de süte geçmekte ve bebeklerin süt emmesi güçleşmektedir. Normal doğumda ise sütün miktarı bollaşmakta ve süt çok daha rahat bir şekilde gelmektedir.


Bağırsaklara bulunan faydalı mikroplar bebeklerin sağlıklı olması için son derece önemlidir. Normal doğum sırasında bebekler doğum kanalından geçtikleri esnada bu mikropları anneden almaktadırlar. Ancak sezaryen ile dünyaya gelen bebekler bu mikropları alamamakta ve aynı zamanda ameliyathanelerdeki zararlı mikroplara maruz kalabilmektedirler. Bağırsak florasındaki bozukluğun çocuklarda otizm oluşmasına neden olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır.


Solunum sıkıntısı gelişme riskinin normal doğum ile dünyaya gelen bebeklerde daha az olduğu bilinmektedir. Bebek doğum kanalından geçtiği sırada meydana gelen baskıdan dolayı akciğerlerinde bulunan amnion suyunun atılmasının bu riski azalttığı düşünülmektedir.


Aşk hormonu olarak da adlandırılan oksitosin hormonunun salgılanması normal doğum esnasında en üst seviyeye çıkmaktadır. Bu hormon anne ve bebek arasında güçlü bir bağ oluşmasını sağladığı gibi sütün salgılanması üzerinde de etkilidir.



Sezeryan Doğum Mu Normal Doğum Mu?

9 Şubat 2016 Salı

Lohusa Depresyonu Nedir?

Lohusa depresyonu yeni anneleri etkisi altına alan ve çok olumsuz sonuçlara yol açabilen bir rahatsızlıktır. Genellikle ilk gebeliklerde ortaya çıkan bu sendrom annenin aşırı sinirli olmasına, üzüntü ve boşluk duyguları hissetmesine, ağlama krizleri yaşamasına ve bebeğini yeterince sevememesine neden olmaktadır.


Lohusa Depresyonunun Belirtileri Nelerdir?


Doğum sonrasında annenin 7-10 gün arası hüzün ve kaygı hissetmesi normal olarak kabul edilmektedir. Ancak bazı kadınlarda lohusa depresyonu olarak adlandırılan ve tedavi edilmediği takdirde 1-2 yıl süren bir depresyon ortaya çıkabilmektedir. Lohusa depresyonunun en önemli belirtileri iştahsızlık, zayıflama, suçluluk duygusu, uykusuzluk, ilgi kaybı ve bebeğe zarar verme korkusu olarak sıralanabilir. Ayrıca ani ağlamalar, sinirlilik, sıkıntı ve yorgunluk gibi fiziksel şikayetlerde görülmektedir.


Lohusa Depresyonu En Çok Kimlerde Görülür?


Bilhassa evliliğinde sorular yaşayan kadınlar ile geçmişinde depresyon geçiren ve ailesinde de ruhsal hastalıklar bulunan kadınların doğum sonrası depresyonuna yakalanma riski daha fazladır. Ayrıca istenmeyen hamilelikler ve evlilik dışı doğumlar da depresyonun ortaya çıkması üzerinde etkili oluyor. Doğum korkusu taşıyan annelerde de lohusa depresyonu gözlemlenebiliyor.


Lohusa Depresyonunun Tedavisi


Doğum sonrası depresyon hafif bir şekilde seyrediyorsa kişinin kendi çabalarıyla atlatılması mümkündür. Hüzünlü hissedilen anlarda dinlenmek, her gün duş almak, yürüyüş yapmak, bebek uyuduğunda uyumak, aile ve arkadaşlardan yardım almak yeterli olacaktır. Ancak depresyon daha ağır seyrediyorsa mutlaka doktorla görüşülmesi ve tıbbı değerlendirmeler yapıldıktan sonra tedaviye başlanılması gerekmektedir.



Lohusa Depresyonu Nedir?

8 Şubat 2016 Pazartesi

Kısırlık Neden Olur?

Çocuk sahibi olmak pek çok çiftin hayali. Ancak bazen çeşitli sebepler ve alışkanlıklar nedeniyle kısırlık ortaya çıkabiliyor. Bu alışkanlıkların bırakılması bebek sahibi olma ihtimalini güçlendiriyor.


-Listemizin ilk sırasında alkol kullanımı yer alıyor. Kadınların kullandığı alkol miktarının artması hamile kalma olasılıklarını azaltıyor. Zira alkol yumurtlamayı, yumurtanın taşınmasını ve embriyonun tutunmasını etkileyen bir madde. Alkol kullanımı erkekler açısından da zararlı. Sperm sayısı ve sperm oranı üzerinde etkili bir faktör olan alkol, mutlaka bırakılması gereken alışkanlıklardan.


-Bebek sahibi olmak isteyenlerin bırakması gereken bir diğer kötü alışkanlık ise sigara. İçinde pek çok zararlı madde bulunan sigara üreme sağlığını olumsuz biçimde etkilemektedir. İçilen sigara miktarı çoğaldıkça zararda artmaktadır. Sigara kullanılması tüp bebek tedavisinin başarısını da düşüren bir faktördür.


-Kullanılan ilaçlar da hamile kalmaya engel olabilmektedir. Bu nedenle hamile kalınmaya çalışılan zaman zarfı içinde mutlaka doktora danışılarak ilaç kullanılması gerekmektedir.


-Vücut geliştirme için kullanılan ilaçlar erkeklerde testislerin küçülmesine, sperm sayısının düşmesine, azospermiye ve infertiliteye neden olurken, kadınlarda ise yumurtlama ve adet düzensizlikleri ve yine infertiliteye yol açabilir.


-Yapılan araştırmalar cep telefonu gibi radyasyon yayan cihazların üreme sağlığını kötü yönde etkilediğini göstermektedir. Mikrodalga fırınların da kadınlarda kısırlık ve yumurtlama bozukluğu gibi çeşitli sorunlara neden açtığı bilinmektedir. Bu nedenle bu cihazları kullanırken özen göstermelisiniz.


-X ışınları da gebe kalma olasılığını azaltmaktadır. Erkeklerde yumurta ve spermlerin hasar görmesine sebep olurken kadınlarda ise yumurtlama düzensizliğine yol açmaktadır.



Kısırlık Neden Olur?

7 Şubat 2016 Pazar

Bebeklerde Gaz Sancısı

Yeni doğan bebeklerde ortaya çıkan gaz sancısı anne ve babaların en büyük kabuslarından biridir. Kimi zaman ne yapılırsa yapılsın giderilemeyen bu sorun oldukça yıpratıcı olabilmektedir.


Bebekler yeni dünyaya geldiklerinde sindirim sistemleri henüz yeterince gelişmemiş durumdadır. Hal böyle olunca gazlarını çıkarmakta zorlanmakta ve sürekli ağlamaya başlamaktadırlar. Bebeklerinin bu hali ebeveynlerini üzmekte ve çaresiz bırakmaktadır. Ancak uzmanlar bebeklerin ebeveynlerinin ruh halini hissedebildiklerini ve anne babalarının kaygılı halleri sebebiyle daha da huzursuz bir hal aldıklarını belirtiyorlar. Bu nedenle kendinizi fazla strese sokmadan gaz sorununa çözüm bulmaya çalışmalısınız.


Bebeklerdeki gaz problemini gidermenin en iyi yollarından biri gaz masajı yapmaktadır. Masaj sonrası gaz sorunu tamamen ortadan kalkmasa bile azalacak ve bebeğiniz az da olsa rahatlayacaktır. Sırt üstü yatırdığınız bebeğinizin göbek ya da kasık bölgesine zeytinyağı veya Hindistan ceviziz yağı ile masaj yapabilirsiniz.


Bebeğinizi sırt üstü yatırarak bacaklarını hafif hafif hareket ettirmeniz de etkili bir yöntemdir. Bisiklet çeviriyormuş gibi bacaklarını hareket ettirmeniz en faydalı egzersizlerden biridir.


Bebeğinize ılık bir duş aldırmanız da gaz sancısının giderilmesi için faydalı olacaktır.


Prebiotik yoğurtlar bebeğinizin gaz sorununun çözülmesinde en etkili yöntemlerden biridir. Doktorunuzla görüşerek bebeğinizin tüketmesi gereken prebiotik miktarını belirleyebilirsiniz.


Bebeklerde gaz sancısı oluşmasının nedenleri arasında az miktarda sıvı tüketmesi de yer almaktadır. Aldığı sıvı miktarını kontrol edin ve düzenli bir şekilde sıvı tüketmesini sağlayın.


 



Bebeklerde Gaz Sancısı

5 Şubat 2016 Cuma

Emziren Annelere Tavsiyeler

Yeni doğum yapan anneler bebeklerinin fiziksel ve ruhsal en iyi şekilde gelişimini sağlamak için her türlü fedakarlıkta bulunmaktadır. İlk etapta bebeğin emzirme düzeni yola koyulmalıdır. Kadınların emzirme döneminde uygulayarak bu dönemi çok daha rahat geçirmelerini sağlayacak pratik yöntemleri sizin için hazırladık.


-Süt miktarının artması su tüketimiyle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle günde ortalama 3 litre su içmeniz gerekmektedir. Dilerseniz limonata, meyve suyu, süt ve ayran gibi çeşitli içecekler tüketerek ihtiyacınız olan su miktarını alabilirsiniz. Hazır meyve suları ve asitli içecekler yerine taze sıkılmış meyve sularını tercih etmelisiniz.


-Kalsiyum ihtiyacını karşılamakta büyük önem taşımaktadır. Her gün mutlaka yoğurt, peynir ve süt tüketmeye özen göstermelisiniz.


-Sosis, salam ve sucuk gibi besinlerden uzak durmanız gerekiyor.


D vitamini ihtiyacınızı karşılamak için mutlaka güneş ışığından faydalanmalasınız.


-Şeker ihtiyacınızı pekmez yiyerek karşılayabilirsiniz. Pekmezin ayrıca kan yapıcı özelliği de bulunmaktadır.


-İyot doğal gıdalarda yeterince bulunmadığından yemeklerinizde iyotlu tuz kullanmaya özen gösterin.


-Demir ve kalsiyum ihtiyacınızı kuru yemişler ve kuru meyvelerden almanız mümkündür.


-C vitamini açısından zengin olan portakal ve mandalina gibi meyveleri nohut ve kuru fasulye gibi yemekler ile birlikte tüketmelisiniz.


-Her öğününüzde mutlaka vitamin yönünden zengin sebze ve meyveler bulundurun.


-Çay yerine ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları içmeye gayret edin. Çayı kansızlık yapan yemeklerle birlikte içmemeniz gerekmektedir.


 



Emziren Annelere Tavsiyeler

4 Şubat 2016 Perşembe

Kinoa Lapası

Bebeğiniz 6 aylık olduysa emzirmenin yanı sıra ek gıdalara da geçmeniz gerekiyor. Bu yazımızda sizlerle paylaşacağımız kinoa lapası ise 8 ay ve üzeri bebekler için uygun.


Kinoa, besin değeri oldukça yüksek olan bir gıdadır. İçeriğinde bol miktarda fosfor, kalsiyum ve demirin yanı sıra temel amino asitler bulunmaktadır. Tam protein olması ve glüten içermemesi kinoanın en önemli özelliğidir. Kinoa tohumları vücudun ihtiyacı olan bütün amino asitleri bünyesinde barındırmaktadır. Tam protein olması nedeniyle özellikle vejetaryenler tarafından sıklıkla kullanılan bir gıdadır. Eğer bebeğinizin bütün protein ihtiyacını yüksek kolesterollü hayvansal protein kaynaklarından karşılamasını istemiyorsanız ara sıra öğünlerine bu kinoa lapasını ekleyebilirsiniz. Kinoa, glüten içermediği için hem glütensiz diyet uygulayanlar hem de Çölyak hastaları için harika bir gıdadır. Tarifimizde bulunan diğer malzemeler olan elma, armut ve yoğurt ise bağırsaklar için son derece faydalı gıdalar arasındadır.


Gereken Malzemeler:


1 adet küçük boy elma


1 adet armut


Yarım bardak yoğurt


3 yemek kaşığı haşlanmış kinoa


Yarım çay kaşığı vanilya


Hazırlanışı:


Küçük bir elmayı ve olgun bir armudu önce ayıklayıp çekirdeklerini temizledikten sonra rendeleyin. Buzdolabına koyarak soğumalarını sağlayın. Sonrasında üzerlerine vanilya ekleyip püre haline gelene dek ezin. Ev yapımı yarım bardak yoğurdu ve haşlanmış kinoayı da ilave edip tekrar ezin. Kinoa lapanız hazır. Bebeğinizin ek gıda ihtiyacını bu harika lapa tarifini uygulayarak karşılayabilirsiniz.



Kinoa Lapası

Doğum Çatlaklarından Kurtulmanın Yolları

Pek çok anne adayının en çok endişe ettiği şeylerden biri hamilelik sırasında oluşacak çatlakların kalıcı hale gelmesidir. Normalde de var olan çatlaklar hamilelikle birlikte iyice çoğalmaktadır. Özellikle de göbek çevresinde, göğüslerde ve kalçalarda belirgin çatlaklar oluşabilmektedir. Bu yazımızı okuyarak doğum çatlaklarıyla ilgili merak ettiğiniz bilgilere ulaşabilirsiniz.


Doğum Çatlaklarının Oluşma Sebebi


Kadınlar gebelikleri esnasında kilo almakta ve alınan bu kilolar yüzünden karın bölgesi gerilmeye başlamaktadır. Bu gerginlik çatlakların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Özellikle hamileliğin beşinci ve altıncı aylarından itibaren karnın iyice belirginleşmesi çatlaklarında çoğalmasına sebep olmaktadır. Derinin orta katmanı dermiş olarak adlandırılmaktadır. Dermiste kollajen ve elastin lifler bulunmaktadır. Burada hasar oluştuğunda yerini fibröz bantlar almakta ve bu bantlar çatlak olarak ortaya çıkmaktadır.


dogum-catlaklari-icin-krem


Doğum Çatlakları Nasıl Giderilir?


Doğum sırasında oluşan çatlakların giderilmesi için değişik yöntemler mevcuttur. Çatlaklar henüz çok ileri seviyeye ulaşmamışsa lazer tedavisi düşünülebilir. Ancak çatlaklar beyaz bir hal aldı ise dermaroller tedavisi daha uygun olacaktır. Bunların yanı sıra kadınların evde kendilerinin uygulayabileceği bitkisel ürünlerde çatlakların oluşmasının önüne geçebilir ve çatlakların görüntüsünü hafifletebilir. Bu ürünler arasında melisa yağı, kakao yağı, kayısı yağı ve saf zeytinyağı yer almaktadır. Bu yağların masaj yapılarak çatlak olan bölgelere sürülmesi çatlakların azalmasını sağlayacaktır. Çatlak oluşmasını önlemek için badem yağı ve bebe yağı kullanabilirsiniz. Limonun da çatlaklara karşı etkili olduğu bilinmektedir. Bir dilim limonu birkaç dakika çatlakların olduğu bölgeye sürerek doğum çatlaklarının görüntüsünün düzelmesini sağlayabilirsiniz.



Doğum Çatlaklarından Kurtulmanın Yolları

2 Şubat 2016 Salı

Adet Düzensizliği Gebeliğe Engel Olur Mu ?

Kadınların her 28 günde bir yaşadığı ve normal kanama olarak isimlendirilen duruma adet kanaması denilmektedir. Bebek sahibi olmak isteyen ama bir türlü hamile kalamayan kadınlar adet düzensizliğinin gebe kalmayı önleyip önlemediği merak etmektedirler. Çok uzun süre düzensiz şekilde süren adet kanamaları hamileliği engelleyen bir faktördür. Adet dönemine yaklaşıldığında özellikle 5 günlük zaman diliminde yumurtalar döllenmeye daha açık olmaktadır. Ancak adeti düzensiz yaşayan bir kadın bu durumdan yararlanıp hamile kalma şansını arttıramamaktadır.


Neden Adet Düzensizliği Olmaktadır?


Rahim içerisinde meydana gelen miyom tarzı rahatsızlıklar nedeni ile kadının hamile kalma şansı azalmaya başlamaktadır. Troid fazlalığı ve eksikliği de adetin çok düzensiz olmasının bir başka nedenidir. Adeti düzensiz gelen kadınlar hamile kalma konusunda sıkıntı içine düşmektedirler. Sizde düzensiz adet görüyorsanız bu konu hakkında mutlaka yardım almalısınız.  Rahimde oluşabilen bir rahatsızlıkta adet düzensizliğine sebebiyet verebilmektedir. Sorunun kaynağını bulmalı ve çözümü için gereken adımları bir an önce atmaya başlamalısınız. Gebe kalmanızın önündeki engelleri kaldırmak ve hamile kalıp arzuladığınız bebeği dünyaya getirmek sizin elinizde.


Düzensiz adet gören kadınlar gebe kalamadığı için psikolojik olarak kendileri kötü hissetmektedirler. Ancak gelişen modern tıp sayesinde günümüzde artık pek çok sorun kolaylıkla çözüme ulaştırılabilmektedir. Sizde adet düzensizliği ile yaşamak yerine uzmanlardan yardım alabilir ve gebe kalmanızın önündeki tüm engelleri kaldırabilirsiniz.


Adet düzensizliği gebe kalmayı önler mi sorusunu sizler için yanıtladık. Bu konuyla alakalı etkili sonuçlar almak için sizde en kısa süre içerisinde uzman bir doktorsan yardım alabilirsiniz. Düzensiz adet gördüğü için bebek sahibi olamayan kadınların evlilik hayatları bile risk altına girmektedir. Bebek sahibi olunamaması en mutlu yuvaların bile dağılmasına neden olabilmektedir. Bu tür problemler yaşamama adına adet düzensizliğinden bir an önce kurtulmalı ve eşinizle birlikte geleceğe daha mutlu bakmanın huzurunu yaşamalısınız.



Adet Düzensizliği Gebeliğe Engel Olur Mu ?

1 Şubat 2016 Pazartesi

Tüp Bebek Yasası

Bebek sahibi olabilmek için tüp bebek tedavisinden yararlanmayı planlayan çiftler, tüp bebek yasası hakkında mutlaka geniş ve detaylı bilgi sahibi olmalıdır. Tüp bebek yasası sayesinde artık tüp bebek tedavisi olan çiftlerin bazı hakları bulunmaktadır. Bu hakları kullanmak ve tüp bebek yasasından yararlanmak sizinde en doğal hakkınız.


Tüp Bebek Masraflarını SGK Karşılar Mı?


SGK çok uzun bir süre tüp bebek tedavisinde çiftlere ilk 2 denemede maddi açıdan destek oluyordu. Tüp bebek yasası ile birlikte artık SGK tedavinin ilaç masraflarını 3 denemeye kadar karşılamaya başladı. Yeni tüp bebek yasası ile birlikte ilk 3 denemenin tüm masraflarının SGK tarafından ödenmesi karar bağlanmış oldu. Ancak her tüp bebek denemesinde çiftin ödemesi gereken 300 ila 400 lira arasında değişen bir ücret bulunmaktadır. Fakat tüp bebek tedavisinin ne kadar pahalı olduğu göz önüne alındığında, çiftin ödemesi gereken bu miktarın aslında ne kadar az olduğu da bir gerçektir.


Yeni Tüp Bebek Yasası İle Neler Değişti?


Tüp bebek yasasının değişmesiyle birlikte yaş sınırı da değiştirilmiş oldu. Önceden tüp bebek tedavisi için belirlenen yaş sınırı 39’du. Ancak yeni tüp bebek yasası ve yönetmelikle birlikte tüp bebek tedavisinde yaş sınırı 43ê yükseltildi.  Tüp bebek yasasının değişmesi ile birlikte kadınların doğurganlıkları da koruma altına alınmış oldu. Artık yumurta rezerv sayısı az olan kadınlar yumurta hücre ve yumurtalık dokularını yeni tüp bebek yasası ile beraber saklama şansına sahip oldu. Yasa öncesinde bu işlemin yapılabilmesi için kadının evli olması şartı bulunuyordu. Değişiklikler bu kadarla sınırlı kalmadı. İkinci evliliğini yapanlarında tüp bebek tedavisinden yararlanmasına izin verildi.


Yeni tüp bebek yasası çok büyük imkan ve kolayları da beraberinde getirdi. Değişen yasa ile birlikte pek çok çifte bebek sahibi olmaları konusunda destek verildi. Sizde tüp bebek yasasından faydalanmak için gerekli adımları atmaya başlayabilir ve bebek sahibi olma hayalinizi gerçeğe dönüştürebilirsiniz.



Tüp Bebek Yasası