1 Mart 2016 Salı

Püre Nasıl Yapılır?

Bebeklerde ek gıdaya geçişte en çok başvurulan besinler tabii ki püreler. Hazırlanışlarının kolay olması kadar besleyici olmaları da püreleri cazip hale getiriyor. İçinde bulunduğunuz mevsime göre ister sebze ister meyve kullanarak çeşitli püreler hazırlayabilirsiniz. Bu sayede bebeğiniz ihtiyacı olan vitamini taze meyve ve sebzelerden alabilecektir. Her bebeğin tüketmekten hoşlandığı gıdalar farklıdır. Ancak bebeğiniz besin değeri yüksek olduğu halde bir gıdayı tüketmek istemiyorsa sevdiği gıdalarla birlikte yemesini sağlayabilirsiniz. Marketlerde pek çok çeşitte hazır püreler bulunabilse de mümkün olduğunca püreleri evde kendiniz hazırlamaya gayret göstermelisiniz. Kendiniz yaptığınızda arzu ettiğiniz meyveleri ve sebzeleri kullanmanız mümkün olacaktır. Ek gıdaya geçişi kolaylaştıran püreleri hazırlamak için önce istediğiniz meyve ya da sebzeyi seçmeniz ve pişirdikten sonra soğumaya bırakmanız gerekmektedir. Sonrasında ise blender yardımı ile püre kıvamına getirebilirsiniz. Meyve ve sebze seçiminde bebeğinizin yaşını göz önünde bulundurun.


Püre Hazırlamanın Püf Noktaları


Güzel bir püre yapmak için meyve ve sebzeleri buharda pişirebileceğiniz gibi haşlayabilir ya da fırında da pişmelerini sağlayabilirsiniz. Meyve ve sebzeler piştikten sonra püreyi hazırlayacağınız kabın içine malzemeleri koyun. İçerisine bebeğinizin tanıdık bir tat alması için anne sütü veya mama ilave edebilirsiniz. Dilerseniz su eklemeniz de mümkün. Blender yardımıyla malzemeleri püre haline getirin. Yumuşak sebze ve meyveler püre yapımını kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle püre hazırlamak için muz, armut, patates ve yeşil kabak gibi sebze ve meyveleri tercih edebilirsiniz.



Püre Nasıl Yapılır?

14 Şubat 2016 Pazar

Yeni Doğan Beslenmesinde Kafeinin Zararları

Yeni doğum yapmış ve bebek emziren annelerin çok miktarda kafein tüketmesi anne sütünün yararlarını yok edebilmektedir. Aşırı kafein tüketimi bebeklerde reflü oluşmasına yol açabilmektedir.


Anne sütünün yeni doğan bebekler için ne kadar mucizevi özelliklere sahip olduğu tüm uzmanlarca sürekli olarak üzerinde durulan bir konudur. Anne sütü içeriği sayesinde bebeklerin bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Fakat bazen bilinçsizce tüketilen kafein ve annenin dengeli bir biçimde beslenmemesi anne sütünün olumlu etkilerini ortadan kaldırabilmektedir.


Kafein tüketimini azaltmak için sadece kahve içmeye son vermek yeterli değildir. Bunun yanı sıra çikolata ve kakaolu gıdalardan da uzak durmak gerekmektedir. Kafeinin bebekleri olumsuz etkilemesinin sebebi ise bebeklerin 2 yaşına kadar mide başlarının gevşek olması ve kafeinin de mide başını gevşetici ve midede asit salgısını arttırıcı özelliklere sahip olmasıdır. Eğer anne fazla miktarda kafein tüketiyorsa bebeği de olumsuz olarak etkilenmektedir. Bebeklerde reflü ve başka hastalıklar kafein tüketimine bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir.


Birçok anne sütünü arttırmak için tatlı tüketmesi gerektiğini düşünmekte ve bol miktarda çikolata yemektedir. Ancak bu davranış bebeğin sağlığını olumsuz olarak etkilemektedir. Süt üretiminizi arttırmak istiyorsanız bol miktarda su tüketmek en iyi çözümdür. Kahve ve kakaolu gıdalar bebeğinizin sağlığını tehdit eden gıdalardır.


Uyku düzeninize dikkat ederek, dengeli beslenerek ve bol su tüketerek bebeğinizin ihtiyacı olan anne sütünü rahatlıkla sağlayabilirsiniz.



Yeni Doğan Beslenmesinde Kafeinin Zararları

13 Şubat 2016 Cumartesi

Meyveli Pirinç Lapası

Hiç şüphe yok ki tüm anneler bebeklerinin en iyi şekilde beslenmesini ve sağlıklı bir şekilde gelişmesini arzu ederler. Bebeklerin ilk altı ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesi yeterliyken bundan sonraki dönemlerde ise ek gıdalara geçilmesi gerekmektedir. Sizde meyveli pirinç lapası tarifimizi uygulayarak bebeğiniz için son derece sağlıklı bir yemek hazırlayabilirsiniz.


Gerekli Malzemeler:


Yarım çay bardağı pirinç


2 adet kayısı


Yarım elma


1 su bardağı su


1 yemek kaşığı yoğurt


Hazırlanışı:


Öncelikle pirinci güzelce yıkayıp sonrasında haşlayın. Pirinç yumuşadığı zaman ateşten alarak soğumasını bekleyin. Bu esnada elma ve kayısıyı rendeleyip soğumuş pirincin içine katın. 1 yemek kaşığı yoğurdu da ilave edip iyice karıştırın. Bebeğiniz için farklı ve sağlıklı bir yemek hazırlamış oldunuz.


Hazırladığınız meyveli pirinç lapasının içinde bulunan pirinç sayesinde bebeğiniz ihtiyacı olan karbonhidrat, kalsiyum, protein, B1 ve B2 vitamini ihtiyaçlarını karşılayacaktır. Pirincin içinde ayrıca demir ve fosforda bulunmaktadır. Gluten içermediği için çölyak hastaları tarafından da sıklıkla tüketilen pirinç aynı zamanda alerjik olmayışıyla da favori bir besin kaynağı haline gelmektedir.


Meyveli pirinç lapasının içinde bulunan kayısı sayesinde ise kabızlık giderilebilmektedir. Yoğun bir şekilde besin lifi içeren kayısı bebeğiniz için ekstra yarar sağlayacaktır.


Bebeğiniz için farklı ve sağlıklı ek gıda menüsü hazırlayarak onun gelişimini en iyi şekilde tamamlamasını sağlamak tamamen size bağlı.



Meyveli Pirinç Lapası

11 Şubat 2016 Perşembe

Aşerme Sebepleri Nelerdir

Aşerme Sebepleri Nelerdir?


Hamile kadınlarda en çok görülen ve sıkıntı veren sorunların başında aşerme gelmektedir. Bu sorun hamile kadınların yaklaşık %85’inde görülmektedir. Hamilelikten kaynaklanan hormonal değişikliklerin tat ve koku üzerinde etkileri olduğu düşünülmektedir. Ancak hamilelik her kadının vücudunda çeşitli değişikliler yapmakla birlikte aşerme her kadında farklı gerçekleşebilmektedir. Bu nedenle aşerme sebepleri net olarak henüz bilinmemektedir. Aşerme genellikle gebeliğin ilk 3-4 ayında meydana gelmektedir. Eğer ilerleyen aylarda oluyorsa psikolojik sebeplere bağlı olduğu değerlendirilmektedir.


Anne ile bebeği arasındaki bağ olan plasentadan östrojen hormonu salgılanmakta ve bu hormon koku alma duyusunda artışa sebep olmaktadır. Koku almadaki bu hassasiyet pek çok kadında belli yemeklere karşı tiksinti geliştirebilmektedir. Aşerme, anne adayını vücuduna zararlı olabilecek maddelere karşı korumaktadır.


Aşerme vücudun hangi yiyeceklere ihtiyacı olduğunu gösteren bir işaret olarak da kabul edilebilir. Eğer mümkünse aşerilen yiyecek, mümkün değilse benzeri bir yiyecek mutlaka tüketilmelidir. Düzenli olarak kahvaltı etmek aşerme üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Kahvaltı etmemeniz halinde aşermeniz kötüye gidebilir. Dikkat etmeniz gereken bir diğer önemli konu ise düzenli olarak egzersiz yapmaktır.


Kadınlar En Çok Neye Aşerer?


Yapılan araştırmalar kadınların en fazla tatlı yiyeceklere aşerdiğini göstermektedir. Tatlılara aşerme oranı %40 civarındadır. %33 civarında kadın ise tuzlu krakere aşermektedir. Baharatlı yiyeceklere aşerenler %17 civarında bulunmaktadır. Bunun peşi sıra ise yeşil elma ve turunçgiller gibi ekşi yiyecekler yer almaktadır.



Aşerme Sebepleri Nelerdir

Epidural Doğum Ne Demek

Epidural doğum kadınların sıklıkla tercih ettiği doğum yöntemleri arasında yer alıyor. Peki bu yöntemin avantajları ve dezavantajları nelerdir? İşte cevabı:


-Epidural anestezinin uygulanması için anne adayının öne doğru eğilmesi ya da yan tarafına uzanıyor olması gerekmektedir. Bu esnada beldeki omurlar arasına boş bir iğne yerleştirilir ve iğnenin ortasından ince bir tüp geçirilir. Daha sonra iğne geri çekilir ve bu tüp kanalıyla ilaçlar verilerek vücudun alt kısmı uyuşturulur. Bu anestezi %90 oranında başarılı olmakla birlikte bazı kadınlarda nadiren de olsa işe yaramayabilmektedir. Eğer uyuşma meydana gelmediyse yeniden ilaç enjekte edilebilir.


-Epidural anestezi uygulanması şiddetli baş ağrısına, titreyeme, uyuşmaya ve tansiyonda ani düşmelere yol açabilmektedir. Bu nedenle epidural anestezi alan hastalar çok yakından takip edilmelidir.


-Vücudun alt kısmı tamamen uyuştuğundan normal doğum ihtimali düşmekte ve sezaryen ihtimali artmaktadır. Ayrıca anestezinin sancıları yavaşlatması sebebiyle doğum daha uzun zaman alabilmektedir. Epidural anestezinin zamanlaması büyük önem taşımaktadır.


-Birçok kadının epidural anestezi ile ilgili merak ettikleri konulardan biride anestezi uygulandıktan sonra yürüyüp yürüyemeyecekleridir. Anestezi uygulandıktan sonra bacaklar hareket ettirilebilse bile yürümek mümkün değildir. Ayrıca idrar kesesinin de dolup dolmadığı hissedilemediğinden sonda takılması gerekmektedir.


-Epidural anestezi her kadına uygulanması tavsiye edilen bir yöntem değildir. Doğumun bulunduğu aşamaya göre doktor epidural anestezi uygulamasının uygun olup olmadığına karar verecektir.



Epidural Doğum Ne Demek

10 Şubat 2016 Çarşamba

Sezeryan Doğum Mu Normal Doğum Mu?

Kadınların doğum yapmaktan korkmaları sezaryen oranının giderek artmasına yol açmaktadır. Ülkemizde sezaryen oranı %50’ye ulaşmış durumdadır. Bu oranın artmasındaki bir diğer önemli etken ise sezaryenin hem anne hem de bebek için daha güvenli olduğunun düşünülmesidir. Ancak yapılan araştırmalar normal doğumun sezaryene göre olan üstünlüklerini gözler önüne sermektedir.


Sezaryen ile doğum yapan annelerin sütlerinin oksitosin hormonunun yeterince salgılanmaması sebebiyle daha az olduğu ve kalitesinin düştüğü bilinmektedir. Ayrıca sezaryen için anestezi uygulandığından kullanılan ilaçlarda da hem bebeğe hem de süte geçmekte ve bebeklerin süt emmesi güçleşmektedir. Normal doğumda ise sütün miktarı bollaşmakta ve süt çok daha rahat bir şekilde gelmektedir.


Bağırsaklara bulunan faydalı mikroplar bebeklerin sağlıklı olması için son derece önemlidir. Normal doğum sırasında bebekler doğum kanalından geçtikleri esnada bu mikropları anneden almaktadırlar. Ancak sezaryen ile dünyaya gelen bebekler bu mikropları alamamakta ve aynı zamanda ameliyathanelerdeki zararlı mikroplara maruz kalabilmektedirler. Bağırsak florasındaki bozukluğun çocuklarda otizm oluşmasına neden olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır.


Solunum sıkıntısı gelişme riskinin normal doğum ile dünyaya gelen bebeklerde daha az olduğu bilinmektedir. Bebek doğum kanalından geçtiği sırada meydana gelen baskıdan dolayı akciğerlerinde bulunan amnion suyunun atılmasının bu riski azalttığı düşünülmektedir.


Aşk hormonu olarak da adlandırılan oksitosin hormonunun salgılanması normal doğum esnasında en üst seviyeye çıkmaktadır. Bu hormon anne ve bebek arasında güçlü bir bağ oluşmasını sağladığı gibi sütün salgılanması üzerinde de etkilidir.



Sezeryan Doğum Mu Normal Doğum Mu?

9 Şubat 2016 Salı

Lohusa Depresyonu Nedir?

Lohusa depresyonu yeni anneleri etkisi altına alan ve çok olumsuz sonuçlara yol açabilen bir rahatsızlıktır. Genellikle ilk gebeliklerde ortaya çıkan bu sendrom annenin aşırı sinirli olmasına, üzüntü ve boşluk duyguları hissetmesine, ağlama krizleri yaşamasına ve bebeğini yeterince sevememesine neden olmaktadır.


Lohusa Depresyonunun Belirtileri Nelerdir?


Doğum sonrasında annenin 7-10 gün arası hüzün ve kaygı hissetmesi normal olarak kabul edilmektedir. Ancak bazı kadınlarda lohusa depresyonu olarak adlandırılan ve tedavi edilmediği takdirde 1-2 yıl süren bir depresyon ortaya çıkabilmektedir. Lohusa depresyonunun en önemli belirtileri iştahsızlık, zayıflama, suçluluk duygusu, uykusuzluk, ilgi kaybı ve bebeğe zarar verme korkusu olarak sıralanabilir. Ayrıca ani ağlamalar, sinirlilik, sıkıntı ve yorgunluk gibi fiziksel şikayetlerde görülmektedir.


Lohusa Depresyonu En Çok Kimlerde Görülür?


Bilhassa evliliğinde sorular yaşayan kadınlar ile geçmişinde depresyon geçiren ve ailesinde de ruhsal hastalıklar bulunan kadınların doğum sonrası depresyonuna yakalanma riski daha fazladır. Ayrıca istenmeyen hamilelikler ve evlilik dışı doğumlar da depresyonun ortaya çıkması üzerinde etkili oluyor. Doğum korkusu taşıyan annelerde de lohusa depresyonu gözlemlenebiliyor.


Lohusa Depresyonunun Tedavisi


Doğum sonrası depresyon hafif bir şekilde seyrediyorsa kişinin kendi çabalarıyla atlatılması mümkündür. Hüzünlü hissedilen anlarda dinlenmek, her gün duş almak, yürüyüş yapmak, bebek uyuduğunda uyumak, aile ve arkadaşlardan yardım almak yeterli olacaktır. Ancak depresyon daha ağır seyrediyorsa mutlaka doktorla görüşülmesi ve tıbbı değerlendirmeler yapıldıktan sonra tedaviye başlanılması gerekmektedir.



Lohusa Depresyonu Nedir?

8 Şubat 2016 Pazartesi

Kısırlık Neden Olur?

Çocuk sahibi olmak pek çok çiftin hayali. Ancak bazen çeşitli sebepler ve alışkanlıklar nedeniyle kısırlık ortaya çıkabiliyor. Bu alışkanlıkların bırakılması bebek sahibi olma ihtimalini güçlendiriyor.


-Listemizin ilk sırasında alkol kullanımı yer alıyor. Kadınların kullandığı alkol miktarının artması hamile kalma olasılıklarını azaltıyor. Zira alkol yumurtlamayı, yumurtanın taşınmasını ve embriyonun tutunmasını etkileyen bir madde. Alkol kullanımı erkekler açısından da zararlı. Sperm sayısı ve sperm oranı üzerinde etkili bir faktör olan alkol, mutlaka bırakılması gereken alışkanlıklardan.


-Bebek sahibi olmak isteyenlerin bırakması gereken bir diğer kötü alışkanlık ise sigara. İçinde pek çok zararlı madde bulunan sigara üreme sağlığını olumsuz biçimde etkilemektedir. İçilen sigara miktarı çoğaldıkça zararda artmaktadır. Sigara kullanılması tüp bebek tedavisinin başarısını da düşüren bir faktördür.


-Kullanılan ilaçlar da hamile kalmaya engel olabilmektedir. Bu nedenle hamile kalınmaya çalışılan zaman zarfı içinde mutlaka doktora danışılarak ilaç kullanılması gerekmektedir.


-Vücut geliştirme için kullanılan ilaçlar erkeklerde testislerin küçülmesine, sperm sayısının düşmesine, azospermiye ve infertiliteye neden olurken, kadınlarda ise yumurtlama ve adet düzensizlikleri ve yine infertiliteye yol açabilir.


-Yapılan araştırmalar cep telefonu gibi radyasyon yayan cihazların üreme sağlığını kötü yönde etkilediğini göstermektedir. Mikrodalga fırınların da kadınlarda kısırlık ve yumurtlama bozukluğu gibi çeşitli sorunlara neden açtığı bilinmektedir. Bu nedenle bu cihazları kullanırken özen göstermelisiniz.


-X ışınları da gebe kalma olasılığını azaltmaktadır. Erkeklerde yumurta ve spermlerin hasar görmesine sebep olurken kadınlarda ise yumurtlama düzensizliğine yol açmaktadır.



Kısırlık Neden Olur?

7 Şubat 2016 Pazar

Bebeklerde Gaz Sancısı

Yeni doğan bebeklerde ortaya çıkan gaz sancısı anne ve babaların en büyük kabuslarından biridir. Kimi zaman ne yapılırsa yapılsın giderilemeyen bu sorun oldukça yıpratıcı olabilmektedir.


Bebekler yeni dünyaya geldiklerinde sindirim sistemleri henüz yeterince gelişmemiş durumdadır. Hal böyle olunca gazlarını çıkarmakta zorlanmakta ve sürekli ağlamaya başlamaktadırlar. Bebeklerinin bu hali ebeveynlerini üzmekte ve çaresiz bırakmaktadır. Ancak uzmanlar bebeklerin ebeveynlerinin ruh halini hissedebildiklerini ve anne babalarının kaygılı halleri sebebiyle daha da huzursuz bir hal aldıklarını belirtiyorlar. Bu nedenle kendinizi fazla strese sokmadan gaz sorununa çözüm bulmaya çalışmalısınız.


Bebeklerdeki gaz problemini gidermenin en iyi yollarından biri gaz masajı yapmaktadır. Masaj sonrası gaz sorunu tamamen ortadan kalkmasa bile azalacak ve bebeğiniz az da olsa rahatlayacaktır. Sırt üstü yatırdığınız bebeğinizin göbek ya da kasık bölgesine zeytinyağı veya Hindistan ceviziz yağı ile masaj yapabilirsiniz.


Bebeğinizi sırt üstü yatırarak bacaklarını hafif hafif hareket ettirmeniz de etkili bir yöntemdir. Bisiklet çeviriyormuş gibi bacaklarını hareket ettirmeniz en faydalı egzersizlerden biridir.


Bebeğinize ılık bir duş aldırmanız da gaz sancısının giderilmesi için faydalı olacaktır.


Prebiotik yoğurtlar bebeğinizin gaz sorununun çözülmesinde en etkili yöntemlerden biridir. Doktorunuzla görüşerek bebeğinizin tüketmesi gereken prebiotik miktarını belirleyebilirsiniz.


Bebeklerde gaz sancısı oluşmasının nedenleri arasında az miktarda sıvı tüketmesi de yer almaktadır. Aldığı sıvı miktarını kontrol edin ve düzenli bir şekilde sıvı tüketmesini sağlayın.


 



Bebeklerde Gaz Sancısı

5 Şubat 2016 Cuma

Emziren Annelere Tavsiyeler

Yeni doğum yapan anneler bebeklerinin fiziksel ve ruhsal en iyi şekilde gelişimini sağlamak için her türlü fedakarlıkta bulunmaktadır. İlk etapta bebeğin emzirme düzeni yola koyulmalıdır. Kadınların emzirme döneminde uygulayarak bu dönemi çok daha rahat geçirmelerini sağlayacak pratik yöntemleri sizin için hazırladık.


-Süt miktarının artması su tüketimiyle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle günde ortalama 3 litre su içmeniz gerekmektedir. Dilerseniz limonata, meyve suyu, süt ve ayran gibi çeşitli içecekler tüketerek ihtiyacınız olan su miktarını alabilirsiniz. Hazır meyve suları ve asitli içecekler yerine taze sıkılmış meyve sularını tercih etmelisiniz.


-Kalsiyum ihtiyacını karşılamakta büyük önem taşımaktadır. Her gün mutlaka yoğurt, peynir ve süt tüketmeye özen göstermelisiniz.


-Sosis, salam ve sucuk gibi besinlerden uzak durmanız gerekiyor.


D vitamini ihtiyacınızı karşılamak için mutlaka güneş ışığından faydalanmalasınız.


-Şeker ihtiyacınızı pekmez yiyerek karşılayabilirsiniz. Pekmezin ayrıca kan yapıcı özelliği de bulunmaktadır.


-İyot doğal gıdalarda yeterince bulunmadığından yemeklerinizde iyotlu tuz kullanmaya özen gösterin.


-Demir ve kalsiyum ihtiyacınızı kuru yemişler ve kuru meyvelerden almanız mümkündür.


-C vitamini açısından zengin olan portakal ve mandalina gibi meyveleri nohut ve kuru fasulye gibi yemekler ile birlikte tüketmelisiniz.


-Her öğününüzde mutlaka vitamin yönünden zengin sebze ve meyveler bulundurun.


-Çay yerine ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları içmeye gayret edin. Çayı kansızlık yapan yemeklerle birlikte içmemeniz gerekmektedir.


 



Emziren Annelere Tavsiyeler

4 Şubat 2016 Perşembe

Kinoa Lapası

Bebeğiniz 6 aylık olduysa emzirmenin yanı sıra ek gıdalara da geçmeniz gerekiyor. Bu yazımızda sizlerle paylaşacağımız kinoa lapası ise 8 ay ve üzeri bebekler için uygun.


Kinoa, besin değeri oldukça yüksek olan bir gıdadır. İçeriğinde bol miktarda fosfor, kalsiyum ve demirin yanı sıra temel amino asitler bulunmaktadır. Tam protein olması ve glüten içermemesi kinoanın en önemli özelliğidir. Kinoa tohumları vücudun ihtiyacı olan bütün amino asitleri bünyesinde barındırmaktadır. Tam protein olması nedeniyle özellikle vejetaryenler tarafından sıklıkla kullanılan bir gıdadır. Eğer bebeğinizin bütün protein ihtiyacını yüksek kolesterollü hayvansal protein kaynaklarından karşılamasını istemiyorsanız ara sıra öğünlerine bu kinoa lapasını ekleyebilirsiniz. Kinoa, glüten içermediği için hem glütensiz diyet uygulayanlar hem de Çölyak hastaları için harika bir gıdadır. Tarifimizde bulunan diğer malzemeler olan elma, armut ve yoğurt ise bağırsaklar için son derece faydalı gıdalar arasındadır.


Gereken Malzemeler:


1 adet küçük boy elma


1 adet armut


Yarım bardak yoğurt


3 yemek kaşığı haşlanmış kinoa


Yarım çay kaşığı vanilya


Hazırlanışı:


Küçük bir elmayı ve olgun bir armudu önce ayıklayıp çekirdeklerini temizledikten sonra rendeleyin. Buzdolabına koyarak soğumalarını sağlayın. Sonrasında üzerlerine vanilya ekleyip püre haline gelene dek ezin. Ev yapımı yarım bardak yoğurdu ve haşlanmış kinoayı da ilave edip tekrar ezin. Kinoa lapanız hazır. Bebeğinizin ek gıda ihtiyacını bu harika lapa tarifini uygulayarak karşılayabilirsiniz.



Kinoa Lapası

Doğum Çatlaklarından Kurtulmanın Yolları

Pek çok anne adayının en çok endişe ettiği şeylerden biri hamilelik sırasında oluşacak çatlakların kalıcı hale gelmesidir. Normalde de var olan çatlaklar hamilelikle birlikte iyice çoğalmaktadır. Özellikle de göbek çevresinde, göğüslerde ve kalçalarda belirgin çatlaklar oluşabilmektedir. Bu yazımızı okuyarak doğum çatlaklarıyla ilgili merak ettiğiniz bilgilere ulaşabilirsiniz.


Doğum Çatlaklarının Oluşma Sebebi


Kadınlar gebelikleri esnasında kilo almakta ve alınan bu kilolar yüzünden karın bölgesi gerilmeye başlamaktadır. Bu gerginlik çatlakların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Özellikle hamileliğin beşinci ve altıncı aylarından itibaren karnın iyice belirginleşmesi çatlaklarında çoğalmasına sebep olmaktadır. Derinin orta katmanı dermiş olarak adlandırılmaktadır. Dermiste kollajen ve elastin lifler bulunmaktadır. Burada hasar oluştuğunda yerini fibröz bantlar almakta ve bu bantlar çatlak olarak ortaya çıkmaktadır.


dogum-catlaklari-icin-krem


Doğum Çatlakları Nasıl Giderilir?


Doğum sırasında oluşan çatlakların giderilmesi için değişik yöntemler mevcuttur. Çatlaklar henüz çok ileri seviyeye ulaşmamışsa lazer tedavisi düşünülebilir. Ancak çatlaklar beyaz bir hal aldı ise dermaroller tedavisi daha uygun olacaktır. Bunların yanı sıra kadınların evde kendilerinin uygulayabileceği bitkisel ürünlerde çatlakların oluşmasının önüne geçebilir ve çatlakların görüntüsünü hafifletebilir. Bu ürünler arasında melisa yağı, kakao yağı, kayısı yağı ve saf zeytinyağı yer almaktadır. Bu yağların masaj yapılarak çatlak olan bölgelere sürülmesi çatlakların azalmasını sağlayacaktır. Çatlak oluşmasını önlemek için badem yağı ve bebe yağı kullanabilirsiniz. Limonun da çatlaklara karşı etkili olduğu bilinmektedir. Bir dilim limonu birkaç dakika çatlakların olduğu bölgeye sürerek doğum çatlaklarının görüntüsünün düzelmesini sağlayabilirsiniz.



Doğum Çatlaklarından Kurtulmanın Yolları

2 Şubat 2016 Salı

Adet Düzensizliği Gebeliğe Engel Olur Mu ?

Kadınların her 28 günde bir yaşadığı ve normal kanama olarak isimlendirilen duruma adet kanaması denilmektedir. Bebek sahibi olmak isteyen ama bir türlü hamile kalamayan kadınlar adet düzensizliğinin gebe kalmayı önleyip önlemediği merak etmektedirler. Çok uzun süre düzensiz şekilde süren adet kanamaları hamileliği engelleyen bir faktördür. Adet dönemine yaklaşıldığında özellikle 5 günlük zaman diliminde yumurtalar döllenmeye daha açık olmaktadır. Ancak adeti düzensiz yaşayan bir kadın bu durumdan yararlanıp hamile kalma şansını arttıramamaktadır.


Neden Adet Düzensizliği Olmaktadır?


Rahim içerisinde meydana gelen miyom tarzı rahatsızlıklar nedeni ile kadının hamile kalma şansı azalmaya başlamaktadır. Troid fazlalığı ve eksikliği de adetin çok düzensiz olmasının bir başka nedenidir. Adeti düzensiz gelen kadınlar hamile kalma konusunda sıkıntı içine düşmektedirler. Sizde düzensiz adet görüyorsanız bu konu hakkında mutlaka yardım almalısınız.  Rahimde oluşabilen bir rahatsızlıkta adet düzensizliğine sebebiyet verebilmektedir. Sorunun kaynağını bulmalı ve çözümü için gereken adımları bir an önce atmaya başlamalısınız. Gebe kalmanızın önündeki engelleri kaldırmak ve hamile kalıp arzuladığınız bebeği dünyaya getirmek sizin elinizde.


Düzensiz adet gören kadınlar gebe kalamadığı için psikolojik olarak kendileri kötü hissetmektedirler. Ancak gelişen modern tıp sayesinde günümüzde artık pek çok sorun kolaylıkla çözüme ulaştırılabilmektedir. Sizde adet düzensizliği ile yaşamak yerine uzmanlardan yardım alabilir ve gebe kalmanızın önündeki tüm engelleri kaldırabilirsiniz.


Adet düzensizliği gebe kalmayı önler mi sorusunu sizler için yanıtladık. Bu konuyla alakalı etkili sonuçlar almak için sizde en kısa süre içerisinde uzman bir doktorsan yardım alabilirsiniz. Düzensiz adet gördüğü için bebek sahibi olamayan kadınların evlilik hayatları bile risk altına girmektedir. Bebek sahibi olunamaması en mutlu yuvaların bile dağılmasına neden olabilmektedir. Bu tür problemler yaşamama adına adet düzensizliğinden bir an önce kurtulmalı ve eşinizle birlikte geleceğe daha mutlu bakmanın huzurunu yaşamalısınız.



Adet Düzensizliği Gebeliğe Engel Olur Mu ?

1 Şubat 2016 Pazartesi

Tüp Bebek Yasası

Bebek sahibi olabilmek için tüp bebek tedavisinden yararlanmayı planlayan çiftler, tüp bebek yasası hakkında mutlaka geniş ve detaylı bilgi sahibi olmalıdır. Tüp bebek yasası sayesinde artık tüp bebek tedavisi olan çiftlerin bazı hakları bulunmaktadır. Bu hakları kullanmak ve tüp bebek yasasından yararlanmak sizinde en doğal hakkınız.


Tüp Bebek Masraflarını SGK Karşılar Mı?


SGK çok uzun bir süre tüp bebek tedavisinde çiftlere ilk 2 denemede maddi açıdan destek oluyordu. Tüp bebek yasası ile birlikte artık SGK tedavinin ilaç masraflarını 3 denemeye kadar karşılamaya başladı. Yeni tüp bebek yasası ile birlikte ilk 3 denemenin tüm masraflarının SGK tarafından ödenmesi karar bağlanmış oldu. Ancak her tüp bebek denemesinde çiftin ödemesi gereken 300 ila 400 lira arasında değişen bir ücret bulunmaktadır. Fakat tüp bebek tedavisinin ne kadar pahalı olduğu göz önüne alındığında, çiftin ödemesi gereken bu miktarın aslında ne kadar az olduğu da bir gerçektir.


Yeni Tüp Bebek Yasası İle Neler Değişti?


Tüp bebek yasasının değişmesiyle birlikte yaş sınırı da değiştirilmiş oldu. Önceden tüp bebek tedavisi için belirlenen yaş sınırı 39’du. Ancak yeni tüp bebek yasası ve yönetmelikle birlikte tüp bebek tedavisinde yaş sınırı 43ê yükseltildi.  Tüp bebek yasasının değişmesi ile birlikte kadınların doğurganlıkları da koruma altına alınmış oldu. Artık yumurta rezerv sayısı az olan kadınlar yumurta hücre ve yumurtalık dokularını yeni tüp bebek yasası ile beraber saklama şansına sahip oldu. Yasa öncesinde bu işlemin yapılabilmesi için kadının evli olması şartı bulunuyordu. Değişiklikler bu kadarla sınırlı kalmadı. İkinci evliliğini yapanlarında tüp bebek tedavisinden yararlanmasına izin verildi.


Yeni tüp bebek yasası çok büyük imkan ve kolayları da beraberinde getirdi. Değişen yasa ile birlikte pek çok çifte bebek sahibi olmaları konusunda destek verildi. Sizde tüp bebek yasasından faydalanmak için gerekli adımları atmaya başlayabilir ve bebek sahibi olma hayalinizi gerçeğe dönüştürebilirsiniz.



Tüp Bebek Yasası

31 Ocak 2016 Pazar

Bebek Beslenmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Bebekler tüm anne babaların en değerli varlıkları. Onların sağlıklı bir şekilde gelişiminin sağlanması içinse bebek beslenmesi dikkat edilmesi gereken konuların başında yer alıyor. Sizde bebeğinizin en iyi biçimde beslendiğinden emin olmak istiyorsanız bu yazımızı mutlaka okumalısınız.


-Anne sütünün bebeklerin gelişimi üzerindeki katkıları artık herkes tarafından biliniyor. Bebeğinizin tüm besinsel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için bebeğinizi ilk 6 ay sadece anne sütüyle, daha sonrasında ise anne sütüne ilave olarak ek gıdalarla birlikte 2 yaşına kadar beslemeniz gerekiyor.


-Bebeklere 6’ncı aylarından itibaren verilecek ek gıdaların seçimi büyük önem taşıyor. Yetişkinlerin tüketimi için uygun olan meyve ve sebzeler bebekler için çeşitli tehlikeler taşıyor olabilir. Bu nedenle bebeğinize vereceğiniz ek gıdaların güvenilir olmasına dikkat etmelisiniz.


-Bebekler ve küçük yaştaki çocukların günlük besin ihtiyaçları yetişkinlere oranla oldukça büyük farklılıklar göstermektedir. Bebeklerin D vitamini, kalsiyum, C vitamini, çinko ve demir ihtiyacı yetişkinlere oranla çok daha fazladır. Bu sebeple bu vitamin ve mineralleri içeren gıdalarla bebeğinizi beslemeniz önem taşımaktadır.


-Pek çok insan bebek gelişimi için bebeklerin karnının doymasının yeterli olduğunu düşünmektedir. Bu son derece yanlış bir kanıdır. Bebeklerin beslenme programlarına onlar için özel olarak üretilmiş gıdalar dahil edilmelidir. Vitamin ve mineral yönünden zengin gıdalar tüketilmesi bebeklerin çok daha sağlıklı bir şekilde gelişmesini sağlamaktadır.


-Pek çok anne bebeğinin öğünlerine ekmekte ilave etmektedir. Oysa bebeklerin metabolizması yetişkinlere oranla daha farklı çalıştığından tahıllı gıdaları tüketmekte güçlük çekmektedirler. Buğday ununda hazırlanmış ekmekler bebekler için uygun olmayıp yarı sindirilmiş tahıllarla yapılan ekmeklerin kullanılması gerekmektedir.


-Sizde pek çok insan gibi pazardan aldığınız meyve sebzelerin bebeğiniz için yeterli olacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu meyve ve sebzeler tarım ilacı ve küf toksinleri içerebilmektedir. O sebeple kontrollü tarımla üretilen ek gıdaları bebek yemekleri olarak tercih etmelisiniz.



Bebek Beslenmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Hamile Kalmak İçin Ne Sıklıkta İlişkiye Girilmeli?

Bebek hayali kuran tüm çiftlerin merak ettiği sorulardan biri de hamile kalmak için ne sıklıkta cinsel ilişkiye girilmesi gerektiğidir. Cinsel ilişkinin sıklığı kadar ne zaman ilişkiye girildiği de önem taşımaktadır. Bu yazımızı okuyarak hamile kalma ihtimalinizin yüksek olduğu dönemleri çok daha iyi bir şekilde belirleyebilir ve ne sıklıkta seks yapmanız gerektiği hakkında bilgi edinebilirsiniz.


-Hamilelik ihtimalinin en yüksek olduğu dönem ovulasyondan yani yumurtlamadan 5 gün önceki dönemdir. Bu dönemi korunmasız bir şekilde seks yaparak geçirmeniz hayalini kurduğunuz bebeğe kavuşma olasılığını yükseltecektir. Menstural döngünün ilk günü aynı zamanda adetin de ilk günüdür. Bir sonraki döngüye girmeden 14 gün önce yumurtlama yaşayan pek çok kadın vardır. Kısacası eğer menstural döngünüz 24-30 gün arasında seyrediyorsa 10. ve 16. günler arasında yumurtlama yaşıyorsunuz demektir. Hamile kalma döneminizi doğru biçimde belirleyerek şansınızı arttırabilirsiniz.


-Yumurtanın, yumurtalıklardan bırakılmasıyla spermle birleşmesi arasında geçen süre 12-24 saat arasında değişmektedir. Spermler günlerce canlı kalabildiğinden yumurtlamanız meydana gelmeden birkaç gün önce cinsel ilişkiye girmeniz de hamile kalmanıza yol açabilir.


– Birçok kişi ne kadar çok cinsel ilişkiye girerse hamilelik ihtimalinin o kadar çok arttığını düşünmektedir. Ancak çok fazla ilişki kurmanın hamilelik üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır. Aksine erkek sık boşaldığı zaman sperminde kalite düşüklüğü meydana gelebilir. Uzmanlar hamile kalmak için günden bir kez ilişkiye girmenin yeterli olduğunu belirtiyorlar.


Hamile kalma ihtimalini güçlendiren faktörlerden biri de cinsel ilişkiye gireceğiniz pozisyonu doğru şekilde seçmek. Hamile kalmak için klasik pozisyonların en uygunları olduğu yine uzmanlar tarafından belirtiliyor. Misyoner pozisyonu hamilelik ihtimalini en çok arttıran pozisyon olarak kabul ediliyor. Bu pozisyonda spermler kadın vücudunun içinde hızlıca hareket edebilmektedirler.


-Hamile kalabilmek için dikkat etmeniz gereken son şey ise boşaldıktan sonra 20 dakika yatakta kalmak ve dizlerinizi kırarak uzanmaktır.



Hamile Kalmak İçin Ne Sıklıkta İlişkiye Girilmeli?

29 Ocak 2016 Cuma

Bebekte Göz Sağlığı ve Gelişimi

Yeni doğan bebekler ilk bir aylık süreçte ışığa kaşı hassas değillerdir. Bu nedenle bebeğinizi emzirirken hafif ışık açık olması herhangi bir sorun oluşturmamaktadır. Bebeklerin renkler görmesi ise 1 hafta sonra başlamaktadır. 1 haftalık bir bebek sarı, kırmızı ve yeşil renkler artık görebilmektedir. Fakat diğer renkleri görmesi biraz uzun sürebilmektedir. Bebeğin diğer renkleri çok daha sonra görmeye başlamasının nedeni ise mavi renkten örnek verirsek, mavi ışığın çok daha kısa dalga boylu olmasıdır. İnsanların tümü bu rengi çok daha az algılamaktadır. Bu durum bebeklik döneminde de değişmemektedir.


Pek çok anne bebeğinin gözleri birlikte hareket etmediğinde panik olmaktadır. Aslında bu endişelenecek bir durum değildir. Çünkü bebeklerde gözün bir tanesi içe ya da dışa doğru kayma eğilimine girebilmektedir. Bu olay anneleri korkutsa da aslında çok normal ve her zaman karşılaşan bir durumdur. Ancak bebeğinizin gözleri sabit bir şekilde ve büyük açılarda kayıyorsa o zaman hemen bir göz doktoruna başvurmalı ve bebeğinizi muayene ettirmelisiniz. Çünkü bebekte göz sağlığı önemli bir konudur ve bu göz kayması tehlikeli bir durumun habercisi olabilir.


Bebeğinizin görme yetisini daha hızlı geliştirmeyi arzuluyorsanız bebek odasını parlak renkler kullanarak dekore ettirebilirsiniz. Bebeğinizin görebileceği bir yere hareket eden ve parlayan objelerde asabilirsiniz.


Bebek bakımı her anne için zorlu ama bir o kadarda keyifli bir süreçtir. Bebeğinize en iyi şekilde bakabilmek için birçok konuya hakim olmanız gerekmektedir. Bebeğin göz sağlığı gibi konular çok önemlidir ve dikkate alınması gereken konulardır. Sağlıklı ve mutlu bir bebek yetiştirmek için sizde bebek göz sağlığından bebek bakımın püf noktalarına kadar çok sayıda konuyu masaya yatırıp mercek altına almalısınız. Bu konularda bilgili bir anne olmanız bebeğinizin daha güvenli ve sağlıklı büyümesine katkıda bulunacaktır.



Bebekte Göz Sağlığı ve Gelişimi

27 Ocak 2016 Çarşamba

Emziren Anneler Nasıl Beslenmeli

Bebekler için en değerli besin kaynağı hiç kuşkusuz anne sütüdür. Bebeğini emziren sağlıklı bir annenin günlük süt salgılama oranı yaklaşık olarak 700-800 ml. civarındadır. Bu kadar sütün salgılanması ise annenin çok iyi beslenmesini gerektirmektedir. Çünkü bebek emzirme annenin enerjisini azaltmakta ve yorgun düşmesine neden olmaktadır. Emziren bir anne enerjisini yediği gıdalardan temin etmektedir. Doğru şekilde beslenemeyen bir anne yavaş yavaş sağlığını kaybetmeye başlar ve artık emziremez bir hale gelir. Bunun olmasını engellemek için annenin kendine çok iyi bakması gerekmektedir.


Emziren Anne Ne Yemeli?


Emziren anne ne yemeli sorusu bebeği olan annelerin cevabını merak ettiği sorudur. Bebek emziren bir annenin kalsiyum ve protein ağırlıklı beslenmelidir. Yoğurt ve süt gibi kalsiyum yönünden zengin besinler anneler tarafından mutlaka tüketilmelidir. Nohut, mercimek ve kuru fasulye yine emziren annelerin tüketmesi gereken gıdalar arasında yer almaktadır. Bebeği olan annelere her gün etli sebze yemeği ve 1 tane yumurta yemesi de önerilmektedir. C vitamini açısından çok zengin olan portakal ve mandalina gibi meyveler tüketmesi annenin enerji toplamasına yardımcı olacaktır. Annelere yemeklerde iyotlu tuz kullanmaları tavsiye edilmektedir. Bunun sebebi ise normal yollarla yeterince iyotlu tuzun alınamamasıdır. İyotlu tuz kullanıldığında bu bebeğe de olumlu yansır. Anne sütüne karışan iyotlu tuz bebeğe aktarılmış olur. Kuru yemişlerle kuru meyvelerde anneler için çok faydalıdır. Çünkü demir ve kalsiyum yönünden fazlasıyla zengindir.


Sizler için emziren anneler ne yemeli konusuna değindik. Bebek emzirmenin anneyi yorgun düşüren bir süreç olduğu unutulmamalı ve emziren anne ne yemeli gibi konular hakkında mutlaka bilgi sahibi olunmalıdır. Anne ve bebek sağlığı için annenin kendisine iyi bakması ve sağlıklı kalması gerekmektedir. Doğru bir beslenme anneyi olduğu kadar bebeği de sağlık açısından pozitif yönde etkileyecektir.



Emziren Anneler Nasıl Beslenmeli

26 Ocak 2016 Salı

Hamilelikte Anne Sağlığı

Gebeliğin sağlıklı şekilde ilerlemesi için anne adayının huzurlu ve mutlu olması gerekmektedir. Çünkü gebelik zorlu bir süreçtir. Bu süreç sırasında yaşanan sıkıntı ve stresin en aza indirilerek anne sağlığı için gereken tüm adımlar mutlaka atılmalıdır.


Adet gecikmesi, sürekli halsiz hissetmek, aşırı duygusallık ve bazı gıdalardan tiksinmeye başlamak gebeliğin habercilerindendir. Gebe olduğunu düşünen anne adayı derhal bir Kadın Doğum Uzmanına görünmelidir.


Gebelik sırasında anne sağlığına ayrı bir önem gösterilmesi gerekmektedir. Özellikle gebeliğin ilk 3 ayı anne adayı için hiç kolay olmamaktadır. Anne adayının doğru şekilde beslenmesi, ruhsal ve fiziksel olarak kendini iyi hissetmesi çok önemlidir. İlk 3 aylık dönemde kilo alımı, göğüslerde hassasiyet, kasık ağrısı ve kusma gibi pek çok rahatsız edici sorunla yüzleşen anne adayına gereken moral desteği her zaman için sağlanmalıdır. Annenin sağlığını koruyabilmesi için gereken tedbirler alınmalı ve doktorun önerdiği besin takviyeleri gerçekleştirilmelidir. Annenin hamilelik süresince sağlıklı olması bebeğin sağlıklı şekilde dünyaya gelmesinde belirleyici bir etkendir. Gebelik sırasında kadınlarda mide yanmasından sırt ağrılarına ve kabızlıktan vajinal akıntıya kadar çok sayıda sorun kendisini göstermektedir. Bu problemler karşısında anne adayı asla yalnız bırakılmamalı ve bu zorlu süreçte kendi başına olmadığı ona hissettirilmelidir.


Gebeliğin İlk 3 Ayında En fazla Görülen Şikayetler


Gebelikte anne sağlığının korunması için çok hassas davranılmalıdır. Gebeliğin ilk 3 ayı anne için belki de en zor geçen süreçtir. Bu zaman diliminde anne adaylarının en çok karşılaştığı sorunlarsa basur, idrar kaçırma ve nefes darlığıdır. Hamilelik nedeni ile kadının hem fizyolojik yapısı hem de ruhsal sağlığı değişiklik içindedir. Bunlar göz önüne alınmalı ve anne adayına bu bilgilerin ışığında yaklaşılmalıdır.


Anne sağlığı sadece gebelik süresince değil diğer tüm normal şartlarda da dikkat edilmesi gereken bir konudur. Düzenli uyku, stresten uzak durmak, sağlıklı beslenmek ve spor yapmak hayat kalitemizi arttıracak en önemli etkenlerdir. Sağlıklı bir yaşam sürmek isteyen herkes bu konulara özen göstermelidir. Anne sağlığından bebek sağlığına kadar tüm konular hakkında bilgiler edinmeli ve atmanız gereken adımlar hakkında fikir sahibi olmalısınız. Bu sayede sizde daha sağlıklı ve güzel bir yaşam sürebilirsiniz.



Hamilelikte Anne Sağlığı

25 Ocak 2016 Pazartesi

Bebeklerin Ek Gıdayla Beslenmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Bebeğinizi artık ek gıdayla beslememe zamanınızın geldiğinizi düşünüyorsanız öncelikle bu konuyla ilgili tüm bilgileri detaylı bir şekilde öğrenmelisiniz. En kıymetli varlığınız olan bebeğinizin gelişimini sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmesi için bebek beslenmesine en üst seviyede özen göstermelisiniz.


-Bebeklerin ilk 6 ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesi gerekmektedir. 6. aydan itibaren bebeklerin ek gıda ile beslenmesine geçilebilmektedir. Ek gıdalara geçilmeden önce bebeğin başını dik tutup tutamadığı, oturup oturamadığı ve el ve göz uyumunun gelişip gelişmediği kontrol edilmelidir.


-Ek besinleri kullanmaya başlarken öncelikle patates, kabak ve havuç gibi sebzeler ile armut, şeftali ve elma gibi meyvelerin püresi de ya suyu tercih edilmelidir. Yumurta sarısı, pirinç unu ile hazırlanan muhallebi ve evde mayalanmış yoğurtta bebeğinize verebileceğiniz ek gıdalar arasında. 7. aydan sonra bebeğinize etli sebze yemekleri, makarna, pilav ve köfte gibi gıdalarda verebilirsiniz.


-İnek sütü yeterli demir içeriğine sahip olmadığı, alerjiye neden olabilmesi ve bağırsakta gizli kanama yaratabilmesi ihtimali olduğundan 1 yaşından önce bebeğinize vermemeniz gıdalar arasında yer alıyor.


Bebek gelişiminde önemli bir yere sahip olan beslenmenin en iyi şekilde gerçekleştirilmesi için besinlerin şeker ile değil meyve ya da pekmez ile tatlandırılması gerekiyor. Çocuklarınıza 3 yaşından önce fındık ve fıstık vermemeniz ve çay içirmemeniz önem taşımaktadır.


-Birçok anne bebeklerinin farklı tatlara alışması için 6 aydan önce ek besin vermeye kalkışmaktadır. Bu son derece yanlış bir harekettir. Annenin çeşitli gıdalarla beslenmesi bebeğin de anne sütü ile bu gıdaların tadını öğrenmesini sağlamaktadır.


-Gece sık sık uyanan bebeklere de ek gıda verilmesi gerektiği düşünülmektedir. oysa bebeklerin 6 ay civarında sıklıkla uyanması gayet doğaldır. Ek gıdaya geçişi düşünmek için bebeğin kilo alımının doğru biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir.



Bebeklerin Ek Gıdayla Beslenmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

24 Ocak 2016 Pazar

Neden Hamile Kalamıyorum

Bebek sahibi olmayı çok arzu ediyorsanız ancak hamile kalmayı bir türlü başaramıyorsanız bunun arkasında pek çok neden bulunabilir. Bu yazımızda hamile kalınamamasının ardında en sık bulunan nedenleri mercek altına aldık.


Gebe kalmayı engelleyen ve sık görülen rahatsızlıklardan biri PID yani Pelvik Enflamatuar Hastalıktır. Genellikle bakteriyel enfeksiyonlara bağlı olarak ortaya çıkan bu hastalık yaralara neden olarak tüpleri tıkayabilir ve bununla bağlantılı olarak da hamile kalınmasını önleyebilir. Bu hastalığın ortaya çıkmasının en önemli sebepleri arasında korunmasız şekilde cinsel ilişkilere girmeniz ve birden fazla partneriniz olması gelmektedir.


-Kadın cinsel organlarını oldukça ciddi boyutlarda etkileyen ve üreme için elverişli olmaktan çıkartan sorunlar arasında cinsel yolla bulaşan hastalıklar ilk sıralarda gelmektedir. Kendinizde bu tür bir hastalık olduğunu düşünüyorsanız ya da partnerinizle ilgili hastalık şüphesine kapıldıysanız zaman kaybetmeden doktora görünmelisiniz.


-Hormon üretimiyle ilgili bir rahatsızlık olan polikistik over sendromu yumurtlama sürecini olumsuz olarak etkilediğinden hamile kalma şansını düşürmektedir. Bu rahatsızlık tedavi edildiği takdirde hamile kalma ihtimali artacaktır.


-Eğer işinizde ciddi baskı altındaysanız ve kendinizi sürekli stresli hissediyorsanız, ayrıca sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklarınız varsa hamilelik ihtimaliniz azalacaktır.


-Kadınların ileri yaşta hamile kalma olasılığı giderek düşmektedir. Bu nedenle eğer bebek sahibi olmayı arzu ediyorsanız elinizi çabuk tutmalı ve 35 yaşınızdan önce bu hayalinizi gerçekleştirmeye çalışmalısınız.


-Yumurtlamayla ilgili yaşanan problemler de gebelik şansını azaltan faktörler arasında yer almaktadır. Bu problemler genellikle bilinçsiz yapılan diyetlere, aşırı egzersizlere, kullanılan ilaçlara, yaralara ve tümörlere bağlı olarak görülmektedir.


-Çikolata kisti olarak da bilinen endometriozis hamile kalamamanın ardında bulunan en yaygın rahatsızlıklardan biridir.


-Kemoterapi gibi ağır tedaviler özellikle de yapılan tedavi yumurtalık bölgesine yakınsa kadın oldukça kötü olarak etkilenmekte ve hamile kalma ihtimali azalmaktadır.


-Çok zayıf ya da şişman olmak da hamile kalmayı olumsuz etkileyen faktörler arasındadır.



Neden Hamile Kalamıyorum

Anne Sütünün Önemi

Bebekler için anne sütü ile beslenmek çok önemlidir. Dünyaya gözlerini açan bir bebek ilk altı ay sadece anne sütü ile beslenmeye ihtiyaç duymaktadır. Sadece bu bile anne sütünün ne kadar önemli olduğunu anlatmaya yetmektedir. Bebekler için en sağlıklı besin kaynağı annesinin sütüdür. Bebek beslenmesinde anne sütünün yerini hiçbir şey doldurmamaktadır. Bebeklerini emziren anneler, bebeklerinin daha sağlıklı ve mikroplara karşı dirençli olmasını sağlarlar. Çünkü anne sütünün sayısız faydası bulunmaktadır. Anne sütü öyle özeldir ki her yönüyle bebeğin sağlıklı bir şekilde gelişmesine katkıda bulunur.


Anne Sütünün Özellikleri Nelerdir?


Anne sütü özellikleri ile ne kadar özel olduğunu açık şekilde ortaya koymaktadır. İçeriğinde yer alan mineraller ve protein miktarı öyle güzel dengelenmiştir ki bebek rahatlıkla sindirebilmekte ve böbrekleri herhangi bir şekilde zarar görmemektedir. İnek sütü ile kıyaslandığında anne sütünün yaptığı katkılar açık şekilde farkını ortaya koymaktadır. İnek sütüne oranla anne sütünün yağ asitleri 8 kat daha fazladır. Yağ asitleri sinir sistemi ve beyin gelişimi için hayati önem taşımaktadır. Yine inek sütüne kıyasla anne sütünde 5 kat daha fazla demir bulunduğu tespit edilmiştir. Anne sütünün önemi saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Bebek beslenmesinde gerekli olan anne sütü, bebeğin sağlıklı şekilde gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bebek emzirme bu yüzden çok büyük önem teşkil etmektedir. Çünkü anne sütü ile beslenen bebekler beslenmeyenlere oranla çok daha sağlıklı bir şekilde gelişimlerini devam ettirmektedirler.


Bebek Beslenmesi               


Bebeğin anne sütü ile beslenmesi için ilk olarak gereken koşullar oluşturulmalıdır. Bebek beslenmesinde bebeğin doğru şekilde emzirilmesi gerekmektedir. Bebeğinizi doğru şekilde kucağınıza almanız gerekmektedir. Bebeğinizin vücudu ve yüzü size doğru dönük olmalıdır. Bebeğin kolu anne ile bebek arasına girip engel oluşturmamalıdır. Tüm bu koşulları sağlandıktan sonra bebeğinizin beslenmesine geçebilir ve onu emzirebilirsiniz. Anne sütü ile beslenen bebek yaşamı boyunca bu sütün faydasını görmeye devam edecektir. Bu nedenle tüm annelere bebek beslenmesi konusunda duyarlı olmaları ve inek sütü yerine bebeklerini kendi sütleri ile beslemeleri önerilmektedir.



Anne Sütünün Önemi

22 Ocak 2016 Cuma

Bebek Bakımında Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

Bebek bakımı yaparken dikkat edilmesi bazı konular bulunmaktadır. Emzirmeden bebeğin banyosuna, cilt bakımından göbek bakımına kadar pek konuya özen gösterilmelidir.


Bebekler düzensiz olarak emzirilmektedirler. Bebek her istediğinde emzirilmeli ve karnı doyurulmalıdır. Emzirme sırasında annenin her iki göğsünü de kullanması çok önemlidir. Emzirilen bir bebeğe su verilmesi doğru değildir. İlk 6 ay bebek için en iyi ve sağlıklı besin kaynağı annesinin sütüdür. Özellikle ilk ay bebek çok fazla dışkı yapmaktadır. Bazen günde 8 defa dışkını çıkarabilmektedir. Dışkı rengi zamanla yeşilden altın sarısına doğru değişmeye başlar. Bebek anne sütü ile beslendiği için dışkısı cıvıktır. Bir bebek günde 6 ila 8 defa da idrarını yapmaktadır. Bu nedenle bebeğin altı sık sık değiştirilmelidir. Bebeğin altını ıslak bir pamuk ile silmeniz doğru bir yaklaşım olacaktır. Eğer bebeğin altı fazla kirliyse silmek yerine yıkamanız gerekmektedir. Bebeklerin altında 3-4 saat kirli bez kaldığında hemen pişik ortaya çıkar. Bebeğinizin pişik olmasını istemiyorsanız altını sık sık değiştirmelisiniz. Pişik olduysa pişik kremi kullanmaya başlamalısınız. Bebeğin göbek bakımı da önemle üzerinizde durulması gereken bir konudur. Göbeğin çevresi her zaman temiz ve kuru tutulmalıdır. Bebeğinize banyoyu gün aşırı yaptırmanız fazlasıyla yeterli olacaktır. Yumuşak bir bez kullanıp çenesini ve genital bölgesini silebilirsiniz. Fakat bebeğinizde herhangi bir yara bulunuyorsa ılıtılmış su kullanmanız gerekmektedir. Bebeğinizin tırnaklarını keserken özel bir bebek tırnak makası kullanmanız en doğrusu olacaktır. Bu sayede bebeğinize zarar verme ihtimalini azaltmış olursunuz. Tırnakları kestikten sonra ince bir törpüyle sivri köşeleri yumuşatabilirsiniz. Bebeğinizin tırnaklarını keserken yanınızda size yardım edecek birinin olmasına dikkat etmelisiniz. Bebeğin kaldığı oda ısısını her zaman kontrol altında tutmalısınız. Bebeğiniz için en ideal ısı seviyesi ise 21-24 C derecedir.


Bebek bakımı yaparken bu konuları göz önünde bulundurmanız halinde çok daha mutlu ve sağlıklı bir bebeğe sahip olabilirsiniz.



Bebek Bakımında Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

21 Ocak 2016 Perşembe

Hamile Kalmadan Önce Mutlaka Yapmanız Gerekenler

Bebek sahibi olmak en büyük arzularınızdan biriyse ve artık kendinizi anne olmak için hazır hissediyorsanız sağlıklı bir gebelik geçirebilmek için yapmanız gereken bazı şeyler bulunmakta. Hayallerinizi kısa bir süreliğine de olsa ertelemek ve aşağıda paylaştığımız bilgilere uygun olarak hamile kalmaya hazırlanmak hem sizin hem de bebeğinizin çok daha sağlıklı olmanızı sağlayacaktır.


-Anne adaylarının sigaradan uzak durması büyük önem taşıyor. Bunun sebebi ise sigarının içinde bulunan zararlı maddelerin daha hamile kalmadan önce yumurtanızın DNA’sına zarar vermesi. Sigarayı hamileliğiniz süresince kullanmaya devam etmeniz ise bebeğinizin sakatlık riskinin artmasına ve ani bebek ölümüne dahi sebep olabilir.


-Bırakmanız gereken bir diğer şey ise alkollü içecekler. Hamileliği esnasında az miktarda da olsa alkol tüketen kadınların bebeklerinde düşük doğum ağırlığı ve gelişme geriliği meydana gelebiliyor. Alkol tüketiminin fazla olması ise bebeklerde çok daha ciddi rahatsızlıkların ortaya çıkmasına yol açıyor.


Hamile kalmak için çaba gösteriyorsanız beslenme düzeninize özen göstermeniz de sağlıklı bir şekilde hamileliğe hazırlanmanız için şart. Günde 3 öğün yemek yemeniz, çok fazla karbonhidrat tüketmemeniz ve vitamin ve mineral yönünden zengin gıdalar tüketmeniz sağlıklı bir hamilelik için önemli faktörler.


-Kadınlarda sıklıklı görülen rahatsızlıklar arasında bulunan demir eksikliği bebeğinizde gelişme geriliği yaratabileceği, sizde ise yorgunluk, çarpıntı ve kansızlık gibi sorunları ortaya çıkarabileceği için böyle bir sorununuz varsa mutlaka hamile kalmadan önce tedavi olmalısınız.


-Folik asit takviyesi alarak bebeklerde en sık rastlanan sakatlık olan nöral tüp defektlerinin oluşma ihtimalini düşürebilirsiniz. Doktorunuzun tavsiye edeceği tabletleri kullanmanız ve yeşil yapraklı sebzeler tüketmeniz yeterli olacaktır.


-Hamile kalmadan önce ideal kilonuzda olmanız da sağlıklı bir gebelik geçirmeniz için önemli. Bu nedenle hamile kalmaya karar verdiğiniz andan itibaren normal kilonuza gelmek için çaba göstermelisiniz.


-İlaç almadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Zira bilinçsizce kullanacağınız bir ilaç bebeğinize zarar verebilir.


-Hamileliğe fiziksel olarak hazır olup olmadığınızı öğrenebilmek için jinekoloğa muayene olabilir ve eğer sorun var ise tespitini sağlayarak tedavinizi gerçekleştirebilirsiniz.


Hamilelik süresince dişlerinizle ilgili tedavileri yapmak mümkün olmayacağından diş ve diş etlerinizle ilgili tüm problemlerinizi ortadan kaldırmalısınız.



Hamile Kalmadan Önce Mutlaka Yapmanız Gerekenler

20 Ocak 2016 Çarşamba

Hamilelikte Tüketilmesi Gereken Gıdalar

Doğacak bebeklerinin sağlıklı olabilmesi için anne adaylarının beslenmelerine çok dikkat etmesi büyük önem taşımaktadır. Her bireyin bünyesi farklı olduğu için hamile kalındığında değişik zorluklarla karşılaşılabilmektedir. Bebek bekleyen pek çok kadın hamilelikte nasıl beslenmeli sorusuna cevap aramaktadır. Bu yazımızı okuyarak sizde beslenmeniz konusunda nelere dikkat etmeniz gerektiğini öğrenebilir, hamilelikte hangi gıdaların tüketilmesi gerektiği konusunda fikir sahibi olabilirsiniz.


-Günün en önemli öğünü kahvaltıdır. Bu yüzden bu öğünü kesinlikle atlamamanız gerekiyor. Kahvaltı tabağınızda mutlaka her gün bir yumurta olmasına özen göstermelisiniz.


-Bebeğinizin sağlıklı bir biçimde büyüyebilmesi için hamilelik boyunca 950 gr protein depo edilmesi şarttır. Et, tavuk, balık gibi besinleri sofralarınızdan eksik etmemelisiniz.


-Alkol ve kafein içeren içeceklerden kesinlikle uzak durmalısınız. Ayrıca suni tatlandırıcılarla hazırlanan içecekleri de tüketmemelisiniz. Meyve suyu içmeyi seviyorsanız hazır meyve sularını değil evde kendiniz sıkacağınız meyve sularını tercih etmelisiniz. Bitki çaylarını seçerken de titizlik göstermelisiniz.


-Mide bulantılarınız fazlaysa zencefil çayı içebilirsiniz. Ancak günde 2-3 bardağı aşmamaya özen göstermelisiniz. Çayınızı taze zencefil kullanarak hazırlayabilirsiniz. Limonun da bulantı giderici etkisi olduğu biliniyor. Dilerseniz zencefil çayınızın içine limon sıkabilirsiniz.


Hamile beslenmesinde önemli olan bir diğer konu da yeterli miktarda su tüketmektir. Suyunuz fazla soğuk olmamalı ve hızlı bir şekilde değil yavaş yavaş içerek tüketmelisiniz.


-Vücudunuzdan toksinleri atarak mide bulantınıza son vermek için elma yiyebilirsiniz, ancak abartmamak kaydıyla. 2-3 elmayı bir anda tüketmek midenizin daha da şiddetli bir şekilde bulanmasına sebep olabilir.


-Nane çayı içmek ya da birkaç nane yaprağını çiğnemek bulantıyı dindirebilmektedir. Fakat midenizde ekşime olmasından şikâyetçiyseniz nane ekşimeyi arttırabileceği için tüketiminden uzak durmalısınız.


Hamilelikte sağlıklı beslenme konusuna maksimum düzeyde özen göstermeniz bebeğinizin çok daha sağlıklı olması ihtimalini güçlendirecektir. Sizlerle paylaştığımız bu bilgileri hayata geçirerek çok daha rahat bir gebelik dönemi geçirebilirsiniz.



Hamilelikte Tüketilmesi Gereken Gıdalar

19 Ocak 2016 Salı

Hamilelik Döneminde Yapılması Tavsiye Edilen Egzersizler

Hamilelik dönemi kadınlar için zorlu geçen bir süreçtir. Enerjisi azalan kadın yoğun yorgunluk hissetmeye başlar ve vücudu ağrılara teslim olur. Bunların olmasını engellemek için hamile bayanların doğru şekilde egzersiz yapması gerekmektedir. Yapılan egzersizler kadının zinde kalmasına yardımcı olacaktır. Sizde yorgunluğunuzu üzerinizden atmak ve kendinizi çok daha canlı hissetmek istiyorsanız egzersiz yapmaya bir an önce başlamalısınız.


Bol Bol Yürüyün                   


Hamile kadınlara egzersiz olarak en çok yürüyüş yapmaları tavsiye edilmektedir. Yapılan yürüyüşler anne adayının daha sağlıklı ve zinde olmasını sağlamaktadır. Bu yürüyüşlerin bebeğe herhangi bir zararı da bulunmamaktadır.


Karnınızı ve Sırtınızı Çalıştırın


En çok önerilen ikinci egzersiz ise karın ve sırt bölgesi için yapılan egzersizlerdir. Sırtınızı ve karnınızı çalıştırmanız halinde ağrı hissetmeden süreci geçirebilir hem de formda kalabilirsiniz.


Yoga İle Dinç Kalın


Hamile kadınlar yoga yaparak sırt dirençlerini arttırabilmektedir. Çünkü yoga duruş pozisyonuna daha fazla hakim olmanızı sağlar. Sağlıklı ve sorunsuz bir hamilelik süreci geçirmek isteyen pek çok kadın düzenli olarak yoga yapmaktadır.


Sırtınız İçin Egzersiz


Karnınız büyüdükçe sırtınıza giden yok daha da artmaya başlamaktadır. Bu nedenle hamile kadınlar çok ciddi sırt ağrıları yaşamaktadır. 3 ila 6. Aylarda sizde sırt egzersizlerine gereken zamanı mutlaka ayırmalısınız. Bu sayede hamileliğinizi çok daha rahat bir şekilde geçirme şansını elde edebilirsiniz.


Pilates Yapmayı Es Geçmeyin


Hamile kadınlara önerilen bir diğer egzersiz ise pilates yapmalarıdır. Pilates egzersizinin ilk 3 aylık dönemde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu egzersizin gebe kadınlara faydası çok büyüktür.


Sağlıklı bir hamilelik dönemi için egzersiz yapmanız gerekmektedir. Egzersiz yaparsanız hem kendi sağlığınızı korumuş olursunuz hem de bebeğinizin çok daha sağlıklı şekilde dünyaya gelmesini sağlarsınız. Egzersiz yaparak yorgunluk hissinden kurtulabilir ve ağrısız bir şekilde bebeğinizin dünyaya geleceği günü beklemeye başlayabilirsiniz.



Hamilelik Döneminde Yapılması Tavsiye Edilen Egzersizler

18 Ocak 2016 Pazartesi

Bebeklerde Boğaz Enfeksiyonu Belirtileri

Özellikle yeni doğan bebekler bebek hastalıklarına çok savunmasızdırlar. Bunun en büyük sebebi bebeklerin bağışıklık sisteminin ilk 6 aylık süreçte henüz gelişmemiş olmamasıdır. Bebek hastalıklarına karşı bebeği koruyan tek şey anne sütüdür. Anne sütünün pek çok faydası bulunmaktadır. Ancak anne sütü bile çoğu zaman bebeğin boğaz enfeksiyonu yaşamasına engel olamaz. Bebeklerde boğaz enfeksiyonu bağışıklık sistemi geliştikten sonrada görülmektedir. Sıcak havadan soğuk havaya çıkılması ya da değişen mevsimler gibi pek çok sebep bebeği de etkilemek ve bebeğin hastalanmasına neden olabilmektedir.


Bebeklerde Boğaz Enfeksiyonunun Belirtileri


Yüksek ateş ve lenf bezlerinin şişmesi bebeklerde boğaz enfeksiyonu belirtileri arasındadır. Eğer bebeğiniz sürekli ağlıyorsa ve burnu tıkalıysa yine boğaz enfeksiyonu geçiriyor olabilir. Kuru öksürük ve bebeğin halsiz olması, gözlerde kızarıklık meydana gelmesi yine hastalın belirtileri içindedir. Bebeklerde boğaz enfeksiyonu kusmaya da neden olmaktadır. Yutkunmakta zorlanmakta ve sesleri çok az çıkmaktadır. Bu belirtileri görüyorsanız bebeğiniz boğaz enfeksiyonuna yakalanmış olabilir.


Bebeklerde Boğaz Enfeksiyonu Nasıl Tedavi Edilir?


Bebeğinizin iyileşmesi ve hastalığı bir an önce atlatması için doğru şekilde tedavi edilmeye ihtiyacı vardır. Boğaz enfeksiyonu tedavisi mutlaka doktor tarafından gerçekleştirilmelidir. Yapılan testlerin sonucunda enfeksiyona neden olan sebepler belirlenir ve tedavi için uygun adımlar atılmaya başlanır. Enfeksiyonun durumuna göre ateş düşürücüler, ağrı kesiciler ve gribal ilaçlar kullanılmaya başlanır.


Bebeğiniz hastalığında hiç vakit kaybetmeden onu doktora götürmeli ve doktorun verdiği bilgi ve ilaçlar ışığında tedavisine başlamalısınız. Bebeklerin çok hassas olduklarını ve sizin yardımınıza ihtiyaç duyduklarını asla unutmamalısınız. Bebeğinizin sağlığına kavuşması için sizin atacağınız adımlar çok önemli. Bebek hastalıklarına karşı bilgilenip etkili bir adım atabilir ve bebek sağlığı gibi çok önemli bir konuda kendinizi geliştirmeye başlayabilirsiniz.



Bebeklerde Boğaz Enfeksiyonu Belirtileri

17 Ocak 2016 Pazar

İlk Ek Gıda Ne Olmalı?

Pek çok anne bebeğinin ilk ek gıdasının ne olması gerektiğine bir türlü karar veremez. Bebeği n ile ek gıdasının ne olacağı hakkında herkes bir fikir beyan etmektedir. En fazla tavsiye edilen ek gıdalarsa yoğurt, sebze ve meyve olmaktadır. En fazla tercih edilense tatlı meyveler olmaktadır. Yoğurt içine tatlı bir meyve katıp çocuğuna ilk ek gıdasını veren anne sayısı yadsınamayacak kadar fazladır. Bu ek gıdayı tadan bebeklerin mutluluğu ise yüzlerine kocaman bir gülümseme olarak yansımaktadır. Pek çok bebek sebzelere karşı soğuk davranmaktadır. Aynı şekilde tatlıları da sevmekte ve bu gıdalara adeta burun kıvırmaktadırlar. İşte sırf bu yüzden ilk ek gıda olarak sebze ile başlamak en doğru yaklaşım olabilir.


Ek Gıda Olabilecek Sebzeler             


Balkabağı, kırmızı pancar, patlıcan ve havuç önerilmekte olan ek gıda ürünleridir. Bebeğinizin ilk ek gıdası olarak sizde bu sebzeler olabilir. Ayrıca bu sebzelerle bebek maması hazırlayabilir ve bebeğinize harika lezzetler sunmanın mutluluğunu yaşayabilirsiniz.


Ek Gıda Olabilecek Meyveler


Sebze yerine meyve ile başlamak isteyenlerin ilk tercihleri arasında elma ve armut gelmektedir. Ancak bunlar sert meyveler olduğu için öncelikle buharda yumuşatılıp pişirilmelidir. Dilerseniz birkaç meyveyi karıştırıp yine harika bir menü ortaya çıkarabilirsiniz. Bebeğinizin farklı lezzetleri tatmasını görmek ve onun yüz ifadesini izlemek sizin içinde bir ilk olacak. Bu ana tanıklık ederken dünyanın en mutlu annesi olacaksınız.


Yoğurt ve Et Ürünleri İlk Ek Gıda Olabilir Mi?


Bebeklerin ilk ek gıdası kesinlikle yoğurt olmamalıdır. Aynı şekilde et ürünleri de ancak 8. aydan sonra bebeğe verilmeye başlanmalıdır.


Bebeğinizin sağlıklı bir şekilde büyümesi ve doğru beslenmesi için sizde doğru adımları atabilirsiniz. Bebeğinizin ilk gıdasını almasıyla başlayan bu yolculukta sizin ona vereceğiniz her gıdanın ayrı bir önemi olacaktır.



İlk Ek Gıda Ne Olmalı?

Tüp Bebek Tedavisi

Bebek sahibi olmayı çok arzulasa da pek çok nedenden dolayı bu istekleri gerçekleşmeyen çok sayıda çift bulunuyor. Aşırı stresten sağlıksız beslenmeye ve yumurtlama problemine kadar gebe kalınmasını önleyen birçok neden sayabiliriz. Bu sorunlar yüzünden çok istediği bebeğini kucağına alamayan anne sayısı yadsınamayacak kadar fazladır. Tıp alanında yaşanan gelişmeler sayesinde günümüzde anne adayının hamile kalmasına engel olan sorunlar aşılabilmekte ve çift bebek sahibi olup mutluluklarını pekiştirebilmektedir. Uzun yıllardır uygulanan ve çok başarılı sonuçlar elde edilen tüp bebek tedavisini ele alalım. Bu tedavi yöntemi ile gebe kalmayı başaran kadınların sayısının çok yüksek seviyelerde olması, istediği halde hamile kalamayan tüm anne adaylarına umut olmuştur.


Tüp Bebek Nedir?


Öncelikle konuya hakim olmayan ya da ilk defa duyanlar için tüp bebek nedir sorusunu yanıtlayalım. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftten alınan sperm örneklerinin laboratuvar ortamında birleştirilmesi sonrasında anne rahmine konulması işlemi tüp bebek olarak adlandırılmıştır. Tüp bebek tedavisi olmak isteyen çiftlerin bu tedaviye uygun olmaları gerekmektedir. Yapılan test ve kapsamlı muayeneden sonra çiftin tüp bebek tedavisine uygun olup olmadığına karar verilmektedir. Çift tüp bebek tedavisine uygunsa kendilerine tüp bebek tedavisi ve aşamaları detaylı şekilde anlatılıp izlenecek yol hakkında bilgiler verilmektedir.


Tüp Bebek Tedavisi ve Aşamaları


Tüp bebek tedavisi 5 aşamadan oluşan bir süreci kapsamaktadır. Tüp bebek tedavisinin ilk aşaması çiftin ve hekimin en iyi tedavi yöntemini belirlemek için görüşmesiyle başlar.


  1. Aşama: Kadının adet döneminin 2. veya 3. günü ultrason çekimi yapılarak yumurtalıklar ve rahimde sorun olup olmadığına bakılır. Çeşitli ilaçların yardımı ile yumurtalıklar geliştirilir ve kontrol altında tutulur.

  2. Aşama: Tüp bebek tedavisinin 3. aşamasında yumurtalar toplanmaktadır. Uygulanan enjeksiyon sonrasında yumurta toplama işlemine geçilmekte ve bu işlem ortalama yarım saat sürmektedir. Tüp bebek tedavisinin bu aşamasında sperm hücrelerinin döllenmesi işlemi de gerçekleştirilmektedir.

  3. Aşama: Tedavinin bu aşamasında katater aracılığı ile kaliteli embriyoların anne rahmine transferi yapılmaktadır.

  4. Aşama: Tüp bebek tedavisinin son aşaması sabırlı bir şekilde beklemekten oluşmaktadır. Yapılan embriyo transferinin ardından gebe kalınıp kalınmadığını anlamak için 14. gün test yapılmaktadır. Gebelik testi yapılacak tarihe kadar anne adayı stresten uzak bir şekilde bu süreci atlatmalıdır.


Tüp Bebek Tedavisi

16 Ocak 2016 Cumartesi

Yeni Doğan Bebeklerin İlk Altı Haftalık Bakımı

Bebeğinizin olmasının verdiği mutluluğu tarif edecek kelime bulmak bile imkansızdır. Dünyaya gözlerini ilk açtığı andan itibaren mutluluk kaynağınız olmayı başarırlar. Onunla ağlar onunla gülersiniz. Onun mutluluğu için çabalar ve bebeğinizi tüm tehlikelere karşı korumak için elinizden geleni yap...
Devamı
Yeni Doğan Bebeklerin İlk Altı Haftalık Bakımı

15 Ocak 2016 Cuma

Bebeğin Ateş Nasıl Düşürülür

Bebeği ateşlenen anne ve baba panik olmakta ve bebeklerde ateş nasıl düşürülür bilmedikleri için çoğu zaman ne yapacaklarını adeta şaşırmaktadırlar. Öncelikle sakin olmalı ve panik yapmayı bırakmalısınız. İlk olarak bebeğinizin üzerinde bulunan fazla kıyafetleri çıkarmanız gerekmektedir. Oda sıca...

Devamı
Bebeğin Ateş Nasıl Düşürülür

14 Ocak 2016 Perşembe

Hamilelik İhtimalini Arttırmanın Yolları

Eğer sizde anne olmak için hayaller kuruyorsanız ve hamilelik ihtimalinizi arttırmak istiyorsanız dikkat etmeniz gereken bazı hususlar bulunmakta. Bu önerileri dikkate alarak mutlu ve huzurlu bir gebelik geçirmeyi de başarabilirsiniz.
-Bebek sahibi olmayı arzu ediyorsanız öncelikle doktorunuzla g...
Devamı
Hamilelik İhtimalini Arttırmanın Yolları

13 Ocak 2016 Çarşamba

Bebek Cilt Bakımı Nasıl Yapılır?

Bebek bakımı yapmak hem keyifli hem de bir o kadar zahmetli bir iştir. Bebeğinizi bir an olsun gözünüzün önünden ayıramazsınız. Ona en iyi şekilde bakabilmek için hiç durmadan çabalarsınız. Tüm yorgunluğunuz ise bebeğinizin bir gülümsemesiyle bir anda uçup gider.


Annelerin bebek bakımı yaparken özellikle bebeğin vücut bakımı konusuna çok dikkat etmesi gerekir. Çünkü bebeklerin ağız içinden göbeğine ve bez bölgesine kadar her yeri sizin bakım yapmanıza ihtiyaç duymaktadır.


Yeni doğan bebeğinizin cildi fazlası ile hassastır. İlk aylar bebeğinizin cildine çok dikkat etmeniz gerekmektedir. Aksi halde kuruluk, döküntü ve soyulma gibi çok sayıda sorun baş gösterebilmektedir. Bebek cilt bakımı için üretilmiş çok özel ürünler bulunmaktadır. Sizde doğru bebek bakım ürünlerini kullanıp bebeğinizin bakımını en sağlıklı şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Bebek ürünleri alırken aldığınız ürünün kaliteli olmasına ise mutlaka dikkat etmelisiniz.


Bebeklerin cildi yetişkinlere kıyasla çok ince ve bir o kadar da narin durumdadır. Bunun nedeni bebeklerin cildinin altında henüz bir yağ tabakasının oluşmamış olmasıdır. Bu yağ tabakasının olmaması bebeklerin çok daha çabuk üşümesine neden olmaktadır. Bebeğinizin ter bezleri ise yavaş çalışmaktadır. Çünkü bebeklerde sinir sistemi henüz tam olarak fonksiyonlarını yerine getirememektedir. Saydığımız bu nedenler gibi pek çok sebepten ötürü bebeğin cildi temizlenmeli ve her zaman için temiz tutulmalıdır. Güneş ışınlarına karşı korunmalı ve cilt temizliği düzenli olarak yapılmalıdır.


Bebek bakım ürünleri bebeğinizin bakımını yapmanız konusunda size yardımcı olacaktır. Bebeğinizin cildinin nem oranını koruması için nemlendirici kremler, bebek yağları ya da nemlendirici losyonlar alabilirsiniz. Bebek ürünleri ile bakımı çok daha doğru ve sağlıklı şekilde gerçekleştirebileceğinizi unutmamalısınız. Bebek bakımında cilt kuruluğunu önlemek önemli konular içerisinde yer almaktadır. Bebeğinizin cilt temizliği içinse yine bebeğinizin cilt ph’sına uyumlu olan bebek sabunları kullanabilirsiniz. Katkı maddesi içermeyen ıslak temizleme mendilleri ve doğal pamuk içeren parfümleri de bebeğinizin cilt temizliğinde kullanabilirsiniz.



Bebek Cilt Bakımı Nasıl Yapılır?

12 Ocak 2016 Salı

Anne Sütünün Yararları

Anne sütünün yeni doğan bebekler için ne derece önemli olduğunu kanıtlayan pek çok çalışma mevcut. Sizde bebeğinizin hayata en iyi şekilde başlangıç yapmasını sağlamak ve gelişimine katkıda bulunmak istiyorsanız bebeğinizi mutlaka sütünüzle beslemelisiniz.


Bebek gelişimi için tüm ihtiyacı olan besin maddelerini içeren anne sütü, aynı zamanda içeriğindeki hamlet hücreleri sayesinde bebekleri lenfoma ve lösemi gibi kanser türlerine karşı korumaktadır.


-Anne sütü bebekler üzerinde sadece kısa vadede değil uzun vadede de etkiler yaratmaktadır. Bebeklerin anne sütüyle beslenmesi büyümelerini ve gelişmelerini sağladığı gibi aynı zamanda da hastalıklardan korunmalarına da katkıda bulunmaktadır. Çocukları menenjit, ishal, pnömoni ve orta kulak iltihabı gibi hastalıklardan uzak tutabilmek için anne sütü mucizevi etkilere sahiptir.


-Bebeğinizin bir çok hastalığa karşı korunmasını arzu ediyorsanız onu mutlaka anne sütüyle beslemelisiniz. Son derece güvenli ve temiz olan anne sütü içeriği sayesinde pek çok hastalığa karşı koruyucu görevi görmektedir. Bebekleri enfeksiyonlara karşı da koruyan anne sütü, astım gibi hastalıkların da daha az görülmesini sağlamaktadır. Anne sütünün içinde yer alan iki yüzün üzerinde kök hücre, bebeklerdeki organ ya da doku hasarlanmalarının ortadan kaldırılmasında önemli rol oynar. Anne sütüyle beslenen bebeklerin hayatlarının ileriki dönemlerinde obezite, hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıklara daha az yakalandığı bilinmektedir.


-Bebeğinizi anne sütüyle besliyorsanız ve yeterince kilo alıp almadığını merak ediyorsanız en büyük ölçütünüz aldığı kilo miktarı olmalıdır. Bebeklerin ilk 6 ay içinde yarım kilo ve daha fazla almış olması yeterli derecede beslendiğinin kanıtıdır.


-Yapılan araştırmalar bebek beslenmesinde anne sütünün kullanılmasının bu bebeklerin IQ puanlarının daha yüksek olmasını sağladığını göstermektedir. Bebeğinizi 6 ay boyunca sadece anne sütüyle, sonrasında ise 2 yaşına kadar ek gıdalarla birlikte beslemeniz en uygun besleme şeklidir.



Anne Sütünün Yararları