1 Mart 2016 Salı

Püre Nasıl Yapılır?

Bebeklerde ek gıdaya geçişte en çok başvurulan besinler tabii ki püreler. Hazırlanışlarının kolay olması kadar besleyici olmaları da püreleri cazip hale getiriyor. İçinde bulunduğunuz mevsime göre ister sebze ister meyve kullanarak çeşitli püreler hazırlayabilirsiniz. Bu sayede bebeğiniz ihtiyacı olan vitamini taze meyve ve sebzelerden alabilecektir. Her bebeğin tüketmekten hoşlandığı gıdalar farklıdır. Ancak bebeğiniz besin değeri yüksek olduğu halde bir gıdayı tüketmek istemiyorsa sevdiği gıdalarla birlikte yemesini sağlayabilirsiniz. Marketlerde pek çok çeşitte hazır püreler bulunabilse de mümkün olduğunca püreleri evde kendiniz hazırlamaya gayret göstermelisiniz. Kendiniz yaptığınızda arzu ettiğiniz meyveleri ve sebzeleri kullanmanız mümkün olacaktır. Ek gıdaya geçişi kolaylaştıran püreleri hazırlamak için önce istediğiniz meyve ya da sebzeyi seçmeniz ve pişirdikten sonra soğumaya bırakmanız gerekmektedir. Sonrasında ise blender yardımı ile püre kıvamına getirebilirsiniz. Meyve ve sebze seçiminde bebeğinizin yaşını göz önünde bulundurun.


Püre Hazırlamanın Püf Noktaları


Güzel bir püre yapmak için meyve ve sebzeleri buharda pişirebileceğiniz gibi haşlayabilir ya da fırında da pişmelerini sağlayabilirsiniz. Meyve ve sebzeler piştikten sonra püreyi hazırlayacağınız kabın içine malzemeleri koyun. İçerisine bebeğinizin tanıdık bir tat alması için anne sütü veya mama ilave edebilirsiniz. Dilerseniz su eklemeniz de mümkün. Blender yardımıyla malzemeleri püre haline getirin. Yumuşak sebze ve meyveler püre yapımını kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle püre hazırlamak için muz, armut, patates ve yeşil kabak gibi sebze ve meyveleri tercih edebilirsiniz.



Püre Nasıl Yapılır?

14 Şubat 2016 Pazar

Yeni Doğan Beslenmesinde Kafeinin Zararları

Yeni doğum yapmış ve bebek emziren annelerin çok miktarda kafein tüketmesi anne sütünün yararlarını yok edebilmektedir. Aşırı kafein tüketimi bebeklerde reflü oluşmasına yol açabilmektedir.


Anne sütünün yeni doğan bebekler için ne kadar mucizevi özelliklere sahip olduğu tüm uzmanlarca sürekli olarak üzerinde durulan bir konudur. Anne sütü içeriği sayesinde bebeklerin bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Fakat bazen bilinçsizce tüketilen kafein ve annenin dengeli bir biçimde beslenmemesi anne sütünün olumlu etkilerini ortadan kaldırabilmektedir.


Kafein tüketimini azaltmak için sadece kahve içmeye son vermek yeterli değildir. Bunun yanı sıra çikolata ve kakaolu gıdalardan da uzak durmak gerekmektedir. Kafeinin bebekleri olumsuz etkilemesinin sebebi ise bebeklerin 2 yaşına kadar mide başlarının gevşek olması ve kafeinin de mide başını gevşetici ve midede asit salgısını arttırıcı özelliklere sahip olmasıdır. Eğer anne fazla miktarda kafein tüketiyorsa bebeği de olumsuz olarak etkilenmektedir. Bebeklerde reflü ve başka hastalıklar kafein tüketimine bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir.


Birçok anne sütünü arttırmak için tatlı tüketmesi gerektiğini düşünmekte ve bol miktarda çikolata yemektedir. Ancak bu davranış bebeğin sağlığını olumsuz olarak etkilemektedir. Süt üretiminizi arttırmak istiyorsanız bol miktarda su tüketmek en iyi çözümdür. Kahve ve kakaolu gıdalar bebeğinizin sağlığını tehdit eden gıdalardır.


Uyku düzeninize dikkat ederek, dengeli beslenerek ve bol su tüketerek bebeğinizin ihtiyacı olan anne sütünü rahatlıkla sağlayabilirsiniz.



Yeni Doğan Beslenmesinde Kafeinin Zararları

13 Şubat 2016 Cumartesi

Meyveli Pirinç Lapası

Hiç şüphe yok ki tüm anneler bebeklerinin en iyi şekilde beslenmesini ve sağlıklı bir şekilde gelişmesini arzu ederler. Bebeklerin ilk altı ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesi yeterliyken bundan sonraki dönemlerde ise ek gıdalara geçilmesi gerekmektedir. Sizde meyveli pirinç lapası tarifimizi uygulayarak bebeğiniz için son derece sağlıklı bir yemek hazırlayabilirsiniz.


Gerekli Malzemeler:


Yarım çay bardağı pirinç


2 adet kayısı


Yarım elma


1 su bardağı su


1 yemek kaşığı yoğurt


Hazırlanışı:


Öncelikle pirinci güzelce yıkayıp sonrasında haşlayın. Pirinç yumuşadığı zaman ateşten alarak soğumasını bekleyin. Bu esnada elma ve kayısıyı rendeleyip soğumuş pirincin içine katın. 1 yemek kaşığı yoğurdu da ilave edip iyice karıştırın. Bebeğiniz için farklı ve sağlıklı bir yemek hazırlamış oldunuz.


Hazırladığınız meyveli pirinç lapasının içinde bulunan pirinç sayesinde bebeğiniz ihtiyacı olan karbonhidrat, kalsiyum, protein, B1 ve B2 vitamini ihtiyaçlarını karşılayacaktır. Pirincin içinde ayrıca demir ve fosforda bulunmaktadır. Gluten içermediği için çölyak hastaları tarafından da sıklıkla tüketilen pirinç aynı zamanda alerjik olmayışıyla da favori bir besin kaynağı haline gelmektedir.


Meyveli pirinç lapasının içinde bulunan kayısı sayesinde ise kabızlık giderilebilmektedir. Yoğun bir şekilde besin lifi içeren kayısı bebeğiniz için ekstra yarar sağlayacaktır.


Bebeğiniz için farklı ve sağlıklı ek gıda menüsü hazırlayarak onun gelişimini en iyi şekilde tamamlamasını sağlamak tamamen size bağlı.



Meyveli Pirinç Lapası

11 Şubat 2016 Perşembe

Aşerme Sebepleri Nelerdir

Aşerme Sebepleri Nelerdir?


Hamile kadınlarda en çok görülen ve sıkıntı veren sorunların başında aşerme gelmektedir. Bu sorun hamile kadınların yaklaşık %85’inde görülmektedir. Hamilelikten kaynaklanan hormonal değişikliklerin tat ve koku üzerinde etkileri olduğu düşünülmektedir. Ancak hamilelik her kadının vücudunda çeşitli değişikliler yapmakla birlikte aşerme her kadında farklı gerçekleşebilmektedir. Bu nedenle aşerme sebepleri net olarak henüz bilinmemektedir. Aşerme genellikle gebeliğin ilk 3-4 ayında meydana gelmektedir. Eğer ilerleyen aylarda oluyorsa psikolojik sebeplere bağlı olduğu değerlendirilmektedir.


Anne ile bebeği arasındaki bağ olan plasentadan östrojen hormonu salgılanmakta ve bu hormon koku alma duyusunda artışa sebep olmaktadır. Koku almadaki bu hassasiyet pek çok kadında belli yemeklere karşı tiksinti geliştirebilmektedir. Aşerme, anne adayını vücuduna zararlı olabilecek maddelere karşı korumaktadır.


Aşerme vücudun hangi yiyeceklere ihtiyacı olduğunu gösteren bir işaret olarak da kabul edilebilir. Eğer mümkünse aşerilen yiyecek, mümkün değilse benzeri bir yiyecek mutlaka tüketilmelidir. Düzenli olarak kahvaltı etmek aşerme üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Kahvaltı etmemeniz halinde aşermeniz kötüye gidebilir. Dikkat etmeniz gereken bir diğer önemli konu ise düzenli olarak egzersiz yapmaktır.


Kadınlar En Çok Neye Aşerer?


Yapılan araştırmalar kadınların en fazla tatlı yiyeceklere aşerdiğini göstermektedir. Tatlılara aşerme oranı %40 civarındadır. %33 civarında kadın ise tuzlu krakere aşermektedir. Baharatlı yiyeceklere aşerenler %17 civarında bulunmaktadır. Bunun peşi sıra ise yeşil elma ve turunçgiller gibi ekşi yiyecekler yer almaktadır.



Aşerme Sebepleri Nelerdir

Epidural Doğum Ne Demek

Epidural doğum kadınların sıklıkla tercih ettiği doğum yöntemleri arasında yer alıyor. Peki bu yöntemin avantajları ve dezavantajları nelerdir? İşte cevabı:


-Epidural anestezinin uygulanması için anne adayının öne doğru eğilmesi ya da yan tarafına uzanıyor olması gerekmektedir. Bu esnada beldeki omurlar arasına boş bir iğne yerleştirilir ve iğnenin ortasından ince bir tüp geçirilir. Daha sonra iğne geri çekilir ve bu tüp kanalıyla ilaçlar verilerek vücudun alt kısmı uyuşturulur. Bu anestezi %90 oranında başarılı olmakla birlikte bazı kadınlarda nadiren de olsa işe yaramayabilmektedir. Eğer uyuşma meydana gelmediyse yeniden ilaç enjekte edilebilir.


-Epidural anestezi uygulanması şiddetli baş ağrısına, titreyeme, uyuşmaya ve tansiyonda ani düşmelere yol açabilmektedir. Bu nedenle epidural anestezi alan hastalar çok yakından takip edilmelidir.


-Vücudun alt kısmı tamamen uyuştuğundan normal doğum ihtimali düşmekte ve sezaryen ihtimali artmaktadır. Ayrıca anestezinin sancıları yavaşlatması sebebiyle doğum daha uzun zaman alabilmektedir. Epidural anestezinin zamanlaması büyük önem taşımaktadır.


-Birçok kadının epidural anestezi ile ilgili merak ettikleri konulardan biride anestezi uygulandıktan sonra yürüyüp yürüyemeyecekleridir. Anestezi uygulandıktan sonra bacaklar hareket ettirilebilse bile yürümek mümkün değildir. Ayrıca idrar kesesinin de dolup dolmadığı hissedilemediğinden sonda takılması gerekmektedir.


-Epidural anestezi her kadına uygulanması tavsiye edilen bir yöntem değildir. Doğumun bulunduğu aşamaya göre doktor epidural anestezi uygulamasının uygun olup olmadığına karar verecektir.



Epidural Doğum Ne Demek

10 Şubat 2016 Çarşamba

Sezeryan Doğum Mu Normal Doğum Mu?

Kadınların doğum yapmaktan korkmaları sezaryen oranının giderek artmasına yol açmaktadır. Ülkemizde sezaryen oranı %50’ye ulaşmış durumdadır. Bu oranın artmasındaki bir diğer önemli etken ise sezaryenin hem anne hem de bebek için daha güvenli olduğunun düşünülmesidir. Ancak yapılan araştırmalar normal doğumun sezaryene göre olan üstünlüklerini gözler önüne sermektedir.


Sezaryen ile doğum yapan annelerin sütlerinin oksitosin hormonunun yeterince salgılanmaması sebebiyle daha az olduğu ve kalitesinin düştüğü bilinmektedir. Ayrıca sezaryen için anestezi uygulandığından kullanılan ilaçlarda da hem bebeğe hem de süte geçmekte ve bebeklerin süt emmesi güçleşmektedir. Normal doğumda ise sütün miktarı bollaşmakta ve süt çok daha rahat bir şekilde gelmektedir.


Bağırsaklara bulunan faydalı mikroplar bebeklerin sağlıklı olması için son derece önemlidir. Normal doğum sırasında bebekler doğum kanalından geçtikleri esnada bu mikropları anneden almaktadırlar. Ancak sezaryen ile dünyaya gelen bebekler bu mikropları alamamakta ve aynı zamanda ameliyathanelerdeki zararlı mikroplara maruz kalabilmektedirler. Bağırsak florasındaki bozukluğun çocuklarda otizm oluşmasına neden olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır.


Solunum sıkıntısı gelişme riskinin normal doğum ile dünyaya gelen bebeklerde daha az olduğu bilinmektedir. Bebek doğum kanalından geçtiği sırada meydana gelen baskıdan dolayı akciğerlerinde bulunan amnion suyunun atılmasının bu riski azalttığı düşünülmektedir.


Aşk hormonu olarak da adlandırılan oksitosin hormonunun salgılanması normal doğum esnasında en üst seviyeye çıkmaktadır. Bu hormon anne ve bebek arasında güçlü bir bağ oluşmasını sağladığı gibi sütün salgılanması üzerinde de etkilidir.



Sezeryan Doğum Mu Normal Doğum Mu?

9 Şubat 2016 Salı

Lohusa Depresyonu Nedir?

Lohusa depresyonu yeni anneleri etkisi altına alan ve çok olumsuz sonuçlara yol açabilen bir rahatsızlıktır. Genellikle ilk gebeliklerde ortaya çıkan bu sendrom annenin aşırı sinirli olmasına, üzüntü ve boşluk duyguları hissetmesine, ağlama krizleri yaşamasına ve bebeğini yeterince sevememesine neden olmaktadır.


Lohusa Depresyonunun Belirtileri Nelerdir?


Doğum sonrasında annenin 7-10 gün arası hüzün ve kaygı hissetmesi normal olarak kabul edilmektedir. Ancak bazı kadınlarda lohusa depresyonu olarak adlandırılan ve tedavi edilmediği takdirde 1-2 yıl süren bir depresyon ortaya çıkabilmektedir. Lohusa depresyonunun en önemli belirtileri iştahsızlık, zayıflama, suçluluk duygusu, uykusuzluk, ilgi kaybı ve bebeğe zarar verme korkusu olarak sıralanabilir. Ayrıca ani ağlamalar, sinirlilik, sıkıntı ve yorgunluk gibi fiziksel şikayetlerde görülmektedir.


Lohusa Depresyonu En Çok Kimlerde Görülür?


Bilhassa evliliğinde sorular yaşayan kadınlar ile geçmişinde depresyon geçiren ve ailesinde de ruhsal hastalıklar bulunan kadınların doğum sonrası depresyonuna yakalanma riski daha fazladır. Ayrıca istenmeyen hamilelikler ve evlilik dışı doğumlar da depresyonun ortaya çıkması üzerinde etkili oluyor. Doğum korkusu taşıyan annelerde de lohusa depresyonu gözlemlenebiliyor.


Lohusa Depresyonunun Tedavisi


Doğum sonrası depresyon hafif bir şekilde seyrediyorsa kişinin kendi çabalarıyla atlatılması mümkündür. Hüzünlü hissedilen anlarda dinlenmek, her gün duş almak, yürüyüş yapmak, bebek uyuduğunda uyumak, aile ve arkadaşlardan yardım almak yeterli olacaktır. Ancak depresyon daha ağır seyrediyorsa mutlaka doktorla görüşülmesi ve tıbbı değerlendirmeler yapıldıktan sonra tedaviye başlanılması gerekmektedir.



Lohusa Depresyonu Nedir?